Okuduğum dördümcü Mieko Kawakami kitabı oldu. Kitap güzel bir şekilde başlıyor ama tam konunum içine girmişken hop kitap farklı bir yere evriliyor. Kitabın aslında belli bir konusu yok gibi ordan oraya geçişler yapıyor yazarın bir meselesi var anlatması gereken ve aslında sanki bunun aktarılması gerekiyormuş gibi bir an önce koştur koştur okuyucuyu da peşine takıyor. Sevdim mi evet sevdim ben yazarın tarzımı, dilini zaten çok seviyorum. Kendine özgü benzetmeleri, karakterleriyle tipik Japon edebiyatı okuyucusuna yani bana hitap ediyor. Sadece konuyu çok dağınık bulduğum için kendimce puan kırdım. Kadın olmaya, çocuk sahibi olmaya, evlat olmaya be ebeveyn olup olamamaya dair çok şey bulacağınız bir eser olmuş. Yazar yazsın hepsini de okumaya açım.
Herkesle iyi geçinirdi Tomatis, çünkü kimsenin hiç bir şeyini umursamazdı. Sigara tiryakileriyle sigara, kremalı kahve sevenlerle kremalı kahve içer, yemeğe tuz atmayanlarla tuzsuz yemek yerdi.
An azure Caribbean sky surrounded me in all directions. My heart was bursting, freeing giant wings of white, and I prepared myself to fly over the mighty deep.