NO PASARAN

NO PASARAN
@SunayDuman
ÖLDÜLER HAYKIRARAK.! DÎZ ÇŐKEREK YAŞAMAKTANSA AYAKTA ŐLMEK YEĞDÎR.. No Pasaran Ali Şeriati
2991 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
10/10
·64 syf.·
2019 19. kitabı
"Sizi Rahatsız Etmeye Geldim" İnsanın Dört Zindanı Merhum Şeriati’nin birçok kitaplaşmış çalışmasında olduğu gibi bu çalışması da öğrencilere yaptığı konuşma notlarından derlenmiştir. ” Hanımlar, beyler, aziz öğrenciler!” diye söze başlayan Şeriati’nin, bu çalışması Ekim 1970’de Abadan’da üniversite öğrencilerine hitaben yapılmıştır. Sorumlu olmanın nedenini “insan” ile tanımlayan Şeriati önceliği insanı tanımlamaya verir. Sahi nedir insan? Sorunun cevabıni beşer kendi içinde aramalı INSAN olabildik mi? yoksa hala beşer olarak hayatımizi idam mı edeceğiz.? Kitabın içeriği ile ilgili açıklamalara kısaca değinirsek, İnsanın Dört Zindanı... İnsanın bu üç özelliği diğer bütün özelliklerinin kaynağıdır. İnsanı insan yapan bu üç özellikten sonra onu oluşum sürecinden alıkoyan dört kısıtlayıcı etki vardır. İşte bu bahsettiğimiz özelliklere sahip insan doğa, toplum, tarih ve ene’sinin oluşturduğu dört duvarın zindanı olduğu, bir maphustur. İnsan esiri olduğu doğa(naturalizm) zindanından bilim, üretim ile kurtulabilir. Mesela bir çöl insanı, çölün zorluklarını üretim sonucundaki ürünler ile azaltabilir yahut orayı terk edebilir. İnsan esiri olduğu tarih(historizm) zindanından öğrenerek kurtulabilir. Örneğin İranlı, Şii tarihiyle yoğrulmuş insan, bir dönem bu etkilerin altında ezilmiş-etkilenmiş olsa dahi kendinde mevcut özelliği olan bilinçli seçimler bu zindandan da kurtulabilir. Alıntı: "İnsan esiri olduğu toplum(sosyalizm) zindanından red, seçim ile kurtulabilir." Üstad Şeriatı, doğa, tarih ve toplum baskısından bahsederken onları inkar etmez, bilakis varlıklarını olumlu, olumsuz kabul eder. Ancak bir kısıtlayıcı güç olarak var olsalar dahi yukarıda örneklediğimiz insanda mevcut üç özellik; bilinçli olma, seçebilme ve yaratma(üretme) ile bu zindanlardan
İnsanın Dört ZindanıAli Şeriati · İşaret Yayınları · 20005,9bin okunma
Reklam
Nadia ve Maximilian Wagner'in Hikâyesi..:(
10/10
·484 syf.·
2019 13. kitabı
Geç Gelen Bir Inceleme.. Keyifle okumanız dileğiyle.. Gerçek Bir Hayat Hikayesi SERENAD.. Roman okumayı pek seven biri değilim. Ancak Serenad kitabı beni kendisine çekti ve gecte olsa inceleme yazmak istedim ve İliklerime kadar hissettiğim aşk ve kavuşamamazlık beni çok farklı bir yere götürdü. Nadia ve Max’ın büyük zorluklarla yaşadığı aşkları ve gözlerinin önünde kaybetmesi. Struma gemisi, nazi dönemi, katliamlar ve daha anlatılması gerek olaylar serüveni. Kulaklarımın içinde deli gibi çınlayan youtu.be/ZpA0l2WB86E Franz Schubert-Serenade. Onlara bütün bir saygımla ellerimi sallıyorum. Selam olsun imkansızlıklardan doğan Max ve Nadia. Struma gemisinde yaşamını yitiren 768 kişiyi selamlıyorum. 'ben sadece insanım!' Kitabın konusunu, olay örgüsünü, betimlemesini bir kenara çekelim. Buram buram kitabı size yaşatan bir karakter analizi var. Ve bir o kadar bilgileneceğiniz bir kitap. Roman deyip geçmeyiniz.. muazzam tespitler, duymadığınız, okumadığınız bilgiler, sizi o ana götüren betimlemeler... okuyorsunuz, okuyorsunuz ve okudukça ruhunuzda ki kötülüklerin aktığını hissediyorsunuz. Kitabın içeriğine gelince, üzülerek okuduğum her bir acısını acım diye hissettiğim bir soykırım hikayesi. Dört kadın, "Maya,Nadia,Ayşe,Sebahat" ve bu dört kadının ailesinden kopma dramı, yaşadıklarının suskunlukları, çözülmesi gereken hikayeleri. Ve bu hikayelerde kendini bulmaya çalışan 39 yaşında bir kadın "Maya Duran". Her birinin ayrı ayrı hikayesi var, ortak olan tek şey yaşadıkları acılar. Ne kadar derinden yaşıyor bazı insanlar bazı acıları diyor insan okurken. spoi vermek istemediğim için devam etmiyorum. Lakin aşk, macera,acı,azim, gerçeklik, politika. Ne ararsan var bu kitapta. Kitap bittikten sonra ise içinizden sadece şu satırları tekrarlıyorsunuz..
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Unutmak Mutluluk Getirir...
8/10
·330 syf.·
2018 9. kitabı
Geç gelen imceleme.. Sanırım gerçekten bazı olaylar bizlere akıldan çıkmayan sözleri hatırlatır durur.. ve bu bir kitap ile oldu... hatırda kalan sözleriyle incelemeyi hak ettiğini düşündüm ve yazdım.. Kısaca eser hakkında ki düşüncelerimi size aktarmak isterim. Kardeşimin Hikayesi Bu kitap Zülfü Livaneli'nin Seranad'dan sonra okuduğum yine akıllarda kalacak eseridir. Açıkçası Seranad kadar beni tatmin etmedi, ancak gene de cinayet, aşk, hayal ve edebiyat dolu 324 sayfayı okumak zaman kaybı sayılmaz bence. bence kitaptan altı çizilmeye değer sözler ise aşağıdaki gibi; "Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez." (syf.31) "her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar, ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz" (syf. 236) "birine sevdalanmak, donmuş bir gölde, nerede ve ne zaman kırılacağını bilmene imkan olmayan ince buzlar üzerinde yürümek anlamına gelmiyor muydu?" (syf. 303) Çok akıcı bir dili var, okuması zevkli ama sonu yavaş yavaş değil, göstere göstere ben geliyorum diyor. kesin sonunda böyle olacak diyorsunuz ve gerçekten de öyle oluyor. Sevgiyle kalın..
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Kimlik, Insanın Zamanın İçindeki İncelişinde Onu Dünyaya Bağlayan Bir Ayna
9/10
·136 syf.·
2019 2. kitabı
Ölümcül Kimlikler Amin Maalouf YAZARIMIZ HAKKINDA KISA BİR BÎLGİYLE INCELEMEME BAŞLAMAK ÎSTÎYORUM. Arap kökenli Hristiyan bir yazar olan Amin Maalouf Lübnan’da doğar. Uzun süredir Paris’te yaşayan yazarımiz eserlerini de Fransızca olararak yazar. "Ölümcül Kimlikler" Kısaca kitab hakkında elimden geldiğince sizlere nacizane fikirlerimi sunmak isterim. Yazarımız dört bölüm halinde kaleme aldığı bu kitapta tarihten ve günümüzden örnekler vererek kimlik, aidiyet gibi sorunları ve bunların nasıl birer sorun hale getirildiğini ele almaktadır. Yazarımız kitabında, doğduğumuz bu dünyada yok olan, kapalı kalmaya mahkûm kalan, elden ele değiştirilmeye çalışırken yıpranan kimliklerimizin bu yolculukta neler çektiğinden dem vuruyor. Ve kitabın da rastlayabileceğimiz şu can alıcı soruları soruyor bizlere : ‘’ Ben kimim? Nereye aitim? Doğulu muyum yoksa Batılı mı? ‘’ Kültürel yapılarımız nedeniyle özgürlüğümüzün kısıtlandığı anları birçoğumuz yaşamışızdır. (Özellikle de "bizler" "ben" doğulular iyi biliriz.) Neyse uzun konu bilen biliyordur diyelim.. İşte Amin Maalouf diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de kültürün yapısını ve bizlere olan etkisini inceliyor. kitabının ilk bölümünde kendi kimliği üzerinden olaylara yaklaşarak içinde bulunduğu farklı medeniyetlere ve onların yaşamına değindiği ortak noktalardan bahsediyor. İkinci kısımda din olgusuna değinirken hoşgörüyü ortak değer olarak görmemiz gerektiğini vurguluyor. Diğer bölümlerinde de küreselleşme ve tüm bu kimlik kayıplarının çözümü üzerine odaklanan yazar kitabını bitirirken gelecek nesillere şöyle sesleniyor kitabın son sayfasında yer alan can alıcı sözleriyle; ”Umarım ki torunum yetişkin biri olup da, günün birinde rastlantıyla aile
1000Kitap
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
EBUZER OLMALI...
10/10
·216 syf.·
2020 2. kitabı
SÎZÎ RAHATSIZ ETMEYE GELDİM.! ALÎ ŞERİATI KİTAPLARINA ÎNCELEME YAZMAK IÇIN HAKKINDA EPEY BİR BÎLGÎ SAHIBI OLMAK GEREK.. ALÎ ŞERIATI' nın kalemi ve hayatı hakkında epey bir bilgi birikimim oldu sanırım.. :) Ebuzerr neden önemli? Sorusuna cevap veriyor, okuyan pişman olmaz diyip inceleme yazımı siz değerli arkadaşlarımın huzuruna sunuyorum.. Alıntı: "Ey Muaviye bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır, halkın parasıyla yaptırdıysan haramdır" diyen büyük sahabe Ebuzer. Devrimci bir sahabeyi kim okumak istemez ki.. Defalarca geri dönülüp okunulacak bölümleri olan ve insanı hep etkileme gücü olan bir kitap.. Kitabın konusuna gelecek olursak, İslam peygamberi Hz.Muhammed'in yakın dostlarından Ebuzer el Gıfari'nin yaşam öyküsü, düşünceleri ve İslam'ın ilk dönemlerinde yaşanan olaylara Ebuzer gözüyle bakıyor Ali Şeriati. Alıntı: '' Ebuzer yalnız doğdu, yalnız yaşadı ve yalnız haşr oldu.'' Müslümanım demek ile müslümanca yaşamak arasındaki farktır Ebuzer. Kendisine sosyalist devrimci sıfatları sözde müslümanlardan ayırmak için verilmiş ancak Ebuzer islamı yaşayan bir müslüman. Müslüman zaten onun gibi olmalı. Asıl sözde müslümanlara Ebuzer'den farklı olduklarını göstermek için başka sıfatlar lazım. GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARI IÇIN;
EbuzerAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 20092,255 okunma
Reklam