Enformasyon kapitalizmi,
kapitalizmin şiddetli bir biçimini teşkil eder. Sanayi
kapitalizmine karşıt olarak gayrimaddiyi bile metalara çevirir.
Yaşamın kendisi meta biçimini alır. Bütün insani ilişkileri ticarileştirir.
Sosyal medya, komünikasyonu bütünüyle sömürür.
Airbnb gibi platformlar misafirperverliği ticarileştirir.
Enformasyon kapitalizmi yaşamımızın, hatta ruhumuzun
her köşesini işgal eder. İnsani eğilimler yorumlar ve likelar
tarafından yerinden edilir. Arkadaşlar her şeyden önce sayılabilir
hale gelmiştir. Kültürün kendisi bütünüyle bir metaya
dönüşmüştür. Bir yerin hikayesi de storytelling aracılığıyla
bir artık değer kaynağı olarak istismar edilmektedir. Ürünler
mikro anlatılarla zenginleştirilir. Kültür ve ticaret arasındaki
fark giderek silinmektedir.
Kitaplar ancak bir şey, bir mülk oldukları zaman bir yazgıya
sahiptirler. Ona bir hikaye bağışlayan maddi izleri taşırlar.
Bir e-kitap bir şey değil bir enformasyondur. O çok başka
bir varlık statüsüne sahiptir. Bir kişi onu elinde bulundursa
bile o, bir mülk değil bir erişimdir. E-kitap enformasyon değerine
indirgenmiş bir kitaptır. Yaşı, mekanı, zanaatı ve bir maliki
yoktur. Kişisel bir yazgının bize doğru hitap ettiği auralı
bir uzaklık onda bütünüyle eksiktir.
Bugün
ne şeylere ne de kişilere bağlanmak istiyoruz. Bağlar, zamansızdır.
Onlar, deneyim olanaklarının, yani tüketimcilik anlamıyla
özgürlüğün alanını daraltır.
El, emeğin ve eylemin organıdır. Parmak ise buna karşı seçimin organıdır. Geleceğin elsiz insanı, kendi gereksinimlerini
tatmin etmek adına sadece parmaklarını kullanır. Hayatı, onu eylemlerde bulunmaya zorlayan bir drama değil, bir oyundur.
Bu sebepten herhangi bir şey sahibi olmaktansa tecrübe etmek ve tadını çıkarmak ister.
Şeylere ilgi
duymayan geleceğin insanı işçi [Homo Faber] değildir, aksine
bir oyuncudur [Homo Ludens] . O maddi gerçekliğin gösterdiği
dirençleri çaba göstererek emek yoluyla aşmaya ihtiyaç
duymaz. Onun tarafından programlanmış aletler işi devralır.
Geleceğin insanı elsizdir: "Çevremizde ve bizim kendi içimizde
doğmuş olan bu yeni insan aslında elsizdir [handlos]. Artık
şeylere el atmaz [behandeln] ve bu sebepten de onda eylemlerden
[Handlung] bahsetmek de mümkün değildir.“