Biliyordu, bunlar daha iyi günleriydi. Şimdiden kendisini
bir dünya sorunun beklediğini kestirebiliyordu, ama
sonuçta olabilecek en kötü şeyi; yapılmasaydı ki yapılmayabilirdi,
hayatının geri kalanını birlikte yaşamak zorunda
kalacağı şeyi ardında bırakmıştı artık. Şimdi kendisini bekleyen
dertler, her ne olurlarsa olsunlar, yanında yürüyen
kızın öteden beri katlanıp üstesinden gelmeyi bildiklerinin
yanında lafügüzaftı. Yanında çıplak ayaklı kız, elinde
ayakkabı kutusuyla kendi bahçe kapısına çıkan sokağı tırmanırken
duyduğu korku diğer tüm duyguları ezip geçiyordu;
ama yine de sersem yüreği başarabileceklerini ümit
etmekle kalmıyor, buna iyiden iyiye inanıyordu.
Furlong'un tanıdığı tanımadığı insanlarla karşılaşa karşılaşa
yürümeye devam ederlerken, bir başkasına yardım
etmedikten sonra yaşamanın bir manası var mı diye düşündü
Furlong. Yıllar, on yıllar boyunca, hatta bütün bir
ömrü bir kez olsun o yerde olup bitenlere karşı çıkma
cesaretini göstermeden yaşayıp sonra da Hristiyan olduğunu
iddia etmesi, aynada yüzüne bakabilmesi mümkün
müydü insanın ?