Akşamdan kalma bir halde uçağa binmek, hayatımda yaptığım en kötü kırk şey arasında.
Merkezi sinir sistemi uçağın hızı ve gürültüsüyle doğrudan
çalışma halinde. Bilinciniz hala açıkken bir cerrahın bir elinde neşter diğerinde ders kitabıyla sizi ameliyat etmesi, bu arada tekrar tekrar, "Derslerime daha sıkı çalışmalıydım," demesi ve tam o anda annesinin üzerinde bahçe kıyafetleriyle ameliyathaneye dalıp yanıma gelmesi ve midemdeki deliği görünce doktora,
"Tıp okuman için ne diye paramı çarçur ettim!" diye bağırıp beni göstererek, "Şu deliğe bak! Ne halt edeceksin şimdi? Bundan nasıl yırtacaksın bakalım!" demesi gibi bir şey.
Anne, midemdeki deliğin tam önüne bir tabure çekiyor. "Hadi akıl küpü," diyor oğluna. "Şimdi ne yapacaksın?"