D

Spoiler
7/10
·188 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:54
Bu kitap bana üç farklı kadının, üç farklı hayatın aslında ne kadar benzer duygular taşıdığını hissettirdi. Hindistan’da Smita, İtalya’da Giulia ve Kanada’da Sarah… Birbirlerinden çok uzak yerlerde yaşasalar da hepsi kendi hayatlarının içinde mücadele eden, güçlü kalmaya çalışan kadınlar. Kitapta en çok hoşuma giden şey, kadınların sadece yaşadıkları zorluklarla değil,o zorluklara rağmen nasıl ayakta kaldıklarıyla anlatılması oldu. Her birinin içinde bir kırgınlık, bir korku ama aynı zamanda yeniden başlama cesareti var. Saç örgüsü de zaten bu üç hayatın birbirine görünmez bir şekilde bağlanmasının güzel bir sembolü gibi. Ama kitabı bitirdiğimde içimde biraz yarım kalmışlık hissi kaldı. Çünkü karakterlerin hayatlarında büyük değişimler başlıyor, önemli kararlar alıyorlar ve insan devamında neler olduğunu daha çok görmek istiyor. Sanki bazı hikâyelerin kapısı açılmış ama içeriye tam giremeden kitap bitmiş gibi hissettirdi. Yine de Saç Örgüsü , kadınların gücünü, hayata tutunma çabasını ve bazen hiç tanımadığımız insanların bile hayatımızda iz bırakabileceğini anlatan güzel bir kitap. Okurken bazı yerlerde üzülüyor, bazı yerlerde umutlanıyorsunuz. Bitirdiğinizde ise aklınızda kalan şey sadece üç kadının hikayesi değil “insan ne kadar zorlanırsa zorlansın yeniden başlayabilir” duygusu oluyor.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,5bin okunma
Reklam
Bir Gidişin Ardında Kalanlar
7/10
·128 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 15:29
Ve Sen Kuş Olur Gidersin, yalnızca bir ayrılığı anlatmıyor bir insanın sevdiğiyle birlikte kaybettiği kendisini arayışını da anlatıyor. Tarık Tufan , bu kitapta okuru büyük olaylarla değil, kalbin en sessiz kırılmalarıyla karşılıyor. Sayfalar ilerledikçe insan, karakterin hikâyesini okumaktan çok onun duygularını yaşamaya başlıyor. Kitabın en etkileyici yanı, herkesin hayatından bir parçayı içinde barındırması. Sevip de söyleyemediklerimiz, tutup da bırakamadıklarımız, geçmesine rağmen içimizden hiç gitmeyen insanlar… Hepsi satır aralarında kendine yer buluyor. Yazarın sade ama derin dili, duyguları abartmadan anlatırken kişinin kalbine dokunmayı başarıyor. Bu kitap bana, bazı insanların hayatımızdan gitse bile içimizde yaşamaya devam ettiğini hissettirdi. Bazen bir insanın yokluğu, varlığından daha çok yer kaplıyor hayatımızda. Ve insan, her şeyi unutsa da bazı duyguları unutamıyor. Ve Sen Kuş Olur Gidersin, hüzünlü ama yormayan, insanın kendi iç sesini dinlemesine fırsat veren bir kitap. Bitirdiğinizde büyük bir olayın değil, derin bir hissin etkisinde kalıyorsunuz. Çünkü bazı hikayeler akılda değil, kalpte tamamlanıyor. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Profil Yayınları · 201811,6bin okunma
Susamurlarının ardında kalan hüzün
8/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:26
Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktığı hisle akılda kalır. İki Yeşil Susamuru da benim için tam olarak böyle bir kitap. En sevdiğim yanı, karakterlerin kusursuz olmamasıydı. Çünkü gerçek hayatta da kimse ne istediğini tam olarak bilmiyor. Nilsu’nun gelgitleri, Teo’nun kırılganlığı ve ikisinin de kendileriyle verdiği mücadele bana oldukça insani geldi. Kitap boyunca “Keşke birbirlerini biraz daha anlayabilseler.” diye düşündüğüm çok yer oldu. Kendi insani ilişkilerimle kıyasladım. Gerek isminden gerek konusundan bana çok dokundu. Finali ise herkesi mutlu etmeyebilir. Çünkü her şey net cevaplarla bitmiyor. Ama bence kitabın güzelliği de burada. Hayatta bazı ilişkiler tamamlanmaktan çok iz bırakır. Kitabın son sayfasını kapattığımda içimde kalan duygu tam olarak buydu: Bazı insanlar hayatımıza kısa süreliğine girse bile uzun süre bizimle kalıyor Birbirine geç kalan iki kalbin, hüznün, büyümenin kaybettiridiği an’lar ile bazı insanların aslında hiç gitmediği kanaatine vardım. Bu kitabı okurken sık sık kendi susamurumu düşündüm.Bazı satırlarda ona rastladım, bazı cümlelerde onu özledim. Nilsu ve Teo’nun hikâyesi bana şunu hatırlattı: İnsan bazen birini hayatına sığdıramasa da kalbinden çıkaramıyor..
İki Yeşil SusamuruBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:08
Okumadan önce neden adı acaba Grapon kâğıtları demiştim. Grapon kâğıtları… herkesin çocukluğuna götüren o okul süsleri, rengarenk ama incecik kolayca yırtılan kağıtlar. Sevgili Didem Madak da bunu yapıyor aslında. Hayatın en kırılgan yerlerini rengarenk bir hüzünle anlatıyor. Onun şiirlerinde acı bile estetik bir zarafet taşıyor. Ama bu zarafet yapay değil içten gelen, insanı yormayan bir duygu hali. Grapon Kâğıtları, hızlıca okunup bitirilecek bir kitap ama ama bazı sayfalarda durup uzun uzun düşünmek gerekiyor. Hatta bazı dizeleri tekrar tekrar okumadan geçemiyor insan. Çünkü Didem Madak’ın şiiri ilk okumada değil, insanın içine işledikçe büyüyor. Kitabı kapattığında geriye büyük cümleler değil; ince bir sızı, yarım kalmış bir özlem ve tuhaf bir sıcaklık kalıyor. Belki de bu yüzden Grapon Kâğıtları insana iyi gelen bir hüzün taşıyor. İnsan okurken yalnız olmadığını hissediyor. Bir başkasının da aynı kırgınlıklardan geçtiğini, aynı boşlukları taşıdığını bilmek tuhaf bir teselli bırakıyor içinde.Şiirleri de tam da bunu yapıyor: Yarayı kapatmıyor ama insanın canını acıttığı yerde sessizce oturuyor. Beni duygulandıran kalbime ve yarım kalan bazı hislerime dokunan bu kitabı okurken duygulanmamak elde değildi. Seni çok sevicem sanırım Didem Madak
Duygu ve Düşünce
Grapon KâğıtlarıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 201217,6bin okunma
Asıl Hasta Kim?
7/10
·72 syf.··
2026 8. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 02:16
Bu sadece akıl hastanesi hikayesi değil toplumun vicdansızlığını insanın acıyla ilişkisini sert bir eleştiriyle anlatır. Eserdeki en güçlü tema duyarsızlık eleştirisidir. Hastalar kötü koşullarda yaşarken insanlar bunu “normal” kabul eder ve eleştiri bile yapmazlar. Doğanın kanunu bu değil mi zaten. Başına gelmeyen bir şeyin eleştirisini değil empatisini bile yapmayız. Doktorumuz ne zaman ki koğuşa kapatılıyor işte o zaman acıyı ilk defa içeriden deneyimliyor. Çehov bize kısaca toplumda farklı düşünen insanların kolayca dışlandığını anlatıyor. Doktor sorgulamaya başladığında çevresi onu tehdit olarak görür. Böylece akıl hastanesi aslında toplumun küçük bir modeli haline gelir. Güç kimdeyse “normal”i o belirler. Yargı dizisinde savcı Ilgaz Kaya’nın söylediği bir söz vardı “acının içinden geçmezsen, dışına çıkamazsın”. Bu kitabı okurken arka planda sadece “Francis Lai - 13 jours en france” parçası çaldı🪭 Okuyacak olan arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Reklam