İnsanın emeğinden değil haklarından söz edildiği yerde, kapitalist toplumda mülksüzleşerek toplumsal niteliğini kaybetmiş insanın toplumsallığı yeniden gündeme gelir.
Kitap genellikle kadın erkek ilişkilerini anlatan hikayelerden oluşuyor. 1914 gibi erken bir dönemde Hüseyin Rahmi Gürpınar, erkeklerin kadınlar için oluşturduğu evlilik hayatında, erkeklerin çizdiği ahlak sınırı içinde kadınların nasıl yaşamaya çalıştığını anlatıyor. Kadınların sesiyle anlatıyor bu öyküleri o nedenle karınların alehine haksızlığı ve eşitsizliği rahatça kavrayabiliyorsunuz.
Bize haz, iyilik getiren şeyin fenalık sayılacağını pek umursamayız. Yaptıklarımızı gizleyebileceğimiz müddetçe cezdan muaf değil miyiz, işte o kadar. Vicdan meseleleri pek inceden inceye kurcalamaya gelmez.