Maksim Gorki’nin küçük yaşta hem öksüz hem de yetim kalması, onun çalışma hayatına erkenden girmesine neden olacaktı.Çeşitli işlerde çalışması gözlem yeteneğini ve işçi sınıfını daha iyi tanımasına sebep olacaktı. ( Aslında gerçek ismi Aleksey Maksimoviç Peşkov olan, Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusçada “acı“anlamına gelen “Gorki” takma adını kullanmaya başladı.)
İşte bu roman;otobiyografik özellik taşıyıp, Rusya’da bir fırın da çalışan işçileri ve patronları Vasiliv Semenov’la(Çorbacı) ilişkilerini daha sonradan o fırına çalışmaya gelen 18 yaşında ki gencin( Gorki) ortama uyum sağlarken işçilere haklarını örgütlerken diğer taraftan patronla olan diyoglarını akıcı bir dille anlatıyor.
Bu roman daha önce bir kaç yayın evinden yayınlanmış “Fırın İşçileri”, “ Ekmek İşçileri” ismiyle..Dorian yayınevinden de “Çorbacı” olarak çıkmış ama şahsen çeviriyi beğenmedim. Kitabı okumak isteyenler bence diğer yayınevlerini alıp okusunlar diye uyarmadan edemeyeceğim.
Şvayk, "Ancak savaş yokken bir neden ararlar asmak için," dedi. "Savaşta neden meden aramaz kimse. Ha cephede vurulmuşsun, ha memlekette asılmışsın. Yoktur farkı birbirinden."
Saçları dimdik olan adam, "Ben suçsuzum, ben suçsuzum," diye yineledi gene.
Şvayk, "Hazreti İsa'nın da bir suçu yoktu, ama gene de çarmıha gerdiler," dedi.
Kitap, Yozef Şvayk’ın hayatı ve yaşadıkları olaylar üzerine yazılmış. Prag’lı olan ve geçimini sokaktan topladığı köpekleri cins köpek diye satarak sağlayan, Kupa Meyhanesinden çıkmayan askerlikten ileri derecede aptal olduğu için terhis edilip evine gönderilen fakat 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle tekrardan orduya giren bazen aşırı kurnaz bazen de aptallık seviyesinde saflığı ve düşük çenesiyle komutanları başta olmak üzere herkesi çıldırtan bir kahraman Aslan asker Şvayk..
Aşırı saflığıyla savaş içerisinde ki bir çok pisliğin içinde temiz kalan Şvayk aslında Kemal Sunal’ın inek şaban karakterini de bana bazı yönleriyle anımsattı. Saf görünüp kötüleri bir şekilde ortaya çıkaran ve başına gelen bütün olaylara rağmen şansının da onu bırakmadığı bir halk kahramanı aslında.
Yazar Hasek; kitabı 5 bölümde tasarlamış fakat dördüncü bölümde daha 40 yaşında, hastalanınca maalesef kitabı tamamlayamadan vefat etmiştir..Fakat savaş sonrası kitap çok popülerleşip bu haliyle bile klasikler arasında yerini almayı becerir.
Savaşın çok ince bir zekayla eleştirildiği bunu da kara mizahla yaparak insanı aşırı sıkmadan o dönem ki olayları aktaran harika bir eser.. Ben çok beğendim keşke tamamlanmasaydı demeden edemedim.. Ama Şvayk seni asla unutmayacağım