Maksim Gorki’nin küçük yaşta hem öksüz hem de yetim kalması, onun çalışma hayatına erkenden girmesine neden olacaktı.Çeşitli işlerde çalışması gözlem yeteneğini ve işçi sınıfını daha iyi tanımasına sebep olacaktı. ( Aslında gerçek ismi Aleksey Maksimoviç Peşkov olan, Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusçada “acı“anlamına gelen “Gorki” takma adını kullanmaya başladı.)
İşte bu roman;otobiyografik özellik taşıyıp, Rusya’da bir fırın da çalışan işçileri ve patronları Vasiliv Semenov’la(Çorbacı) ilişkilerini daha sonradan o fırına çalışmaya gelen 18 yaşında ki gencin( Gorki) ortama uyum sağlarken işçilere haklarını örgütlerken diğer taraftan patronla olan diyoglarını akıcı bir dille anlatıyor.
Bu roman daha önce bir kaç yayın evinden yayınlanmış “Fırın İşçileri”, “ Ekmek İşçileri” ismiyle..Dorian yayınevinden de “Çorbacı” olarak çıkmış ama şahsen çeviriyi beğenmedim. Kitabı okumak isteyenler bence diğer yayınevlerini alıp okusunlar diye uyarmadan edemeyeceğim.
Rusya’nın düşün hayatına yön veren önemli yazarlardan biri olan ve çoğunlukla başyapıtı “Ana” ile tanınan Maksim Gorki’nin ilk dönemine ait kısa bir roman “Ekmek İşçileri”.
Otobiyografik ögeler barındıran bu roman, Çarlık dönemi sonlarında gizli devrimci eylemlerin yoğun olarak yaşandığı, bir arada yaşayan farklı köken ve dinlerden halkı ile oldukça kozmopolit ve kültürlü Rus şehri Kazan’da geçiyor. Daha ilk yazarlık denemelerinde bulunan Gorki, o yoksul işçilerin bir parçası olarak içeriden ve kısmen daha tarafsız duruşu ile Rus halkının emek ile, güç ile, sermaye ile ilişkisini sorguluyor.
Romanın kahramanı, aynı genç Gorki gibi, yürüyerek ülkesini gezen ve bu arada bulduğu geçici işlerde çalışan 18 yaşlarında, az buçuk okumuş yazmış, devrimci bir genç. Kazan’da bir fırında hayatını sürdürmesine anca yetecek bir para karşılığı günde 20 saat çalışmaya razı oluyor. Romanda bu fırındaki günlük yaşamı, insan ilişkilerini ve özellikle patron Semenov’u anlatıyor okuyucusuna. Onların yaşam öyküleri ve davranışları üzerinden Rus halkını anlamaya çalışıyor.
Gorki’nin, çok iddialı sayılmasa da bence oldukça başarılı ve akıcı bu romanı, Orhan Kemal romanlarına benzer bir tad bırakıyor okuyucuda. Pis ortamlarda, korkunç şartlarda, sadece karın doyurabilmek uğruna köle gibi çalışan, bu koşullar altında çalıştıkça değişen ve giderek insanlıklarını kaybeden küçük insanların hikayesi bu. Savaşlar sonrası kayıplar ve göçlerle darmadağın olmuş tarihimizde -açlık hiç bu kadar yüksek olmasa da- benzerlerini okuyabileceğimiz hikayeler bunlar. Yakın coğrafyaların benzer acıları…
Gorki’nin kahramanı fırında işçilere kitap okuyor ve devrimci söylemleri paylaşıyor. İstiyor ki güce karşı sinmesinler, bu sefaleti kanıksamasınlar ve patronlarına baş kaldırsınlar. İlk başlarda işçiler tarafından
Yeryüzünde hayat, kolay şey değildi. Gorki de fırında çalışan işçilerin zor yaşam koşullerını anlatıyor. Oldukça sürükleyici ve zaman zaman da hüzünlü bir hikaye.
Ekmek İşçileriMaksim Gorki · Oda Yayınları · 2010367 okunma
Gorki'nin bu eserinde neden dünyanın en önemli edebiyatçıları arasında sayıldığını çok iyi anlıyoruz. kitap'ta patron üzerinden felsefe yaptığını ve fırındaki işçilerin haklarını nasıl savunduğunu üstü örtülü bir şekilde okurken anlayacaksınız. Çünkü Gorki, bu romanla birlikte öncelikle Rus halkını ardından tüm dünyayı ve insanlığı, ne kadar yakından tanıdığını gözler önüne seriyor.humanist ve paylaşımcı karakteri temsil eden Gorki için derim ki ; Bir yazarın gücü bıraktığı eserlerde olsa gerek .
Kitabı okuduktan sonra anlayacağınız en güzel şey, istediğiniz her şeyi yapın yahut çok büyük paralara sahip olun farketmez, eğer ki hakkınız ile elde etmiyorsanız siz sadece yerinizde sayarsınız. Asıl büyüyen eli nasırlı olandır.
Fırın emekcileri uzerinden dunya duzenini anlatan eser.Insanlarin korkularini,hayata bakislarini,varolmak mucadelelerini patron isci dongusunde anlatan eser.
Ekmek İşçileriMaksim Gorki · Oda Yayınları · 2010367 okunma
Maksim Gorki, rus edebiyatında sevdiğim yazarlardan ve bu eserinde de gayet akıcı bir dil ile tecrübelerinden damıtarak hikayeleştirdiği bir eseri bizimle paylaşmış.
Kendisi uzun süre ekmek işçisi ve devrim gönüllüsü olarak hayatını sürdürmüş; kitap da bu çizgide ilerleyen ana karakterin gözünden bir dönemi bize anlatıyor.
Benim için akıcı sayılabilecek bir dil ile yazılmış, sosyolojik ve psikolojik temelli olarak dönemin şartlarını iyi yansıtmış bir eser, rus edebiyatı sevenler için tavsiye ederim.
Ekmek İşçileriMaksim Gorki · Oda Yayınları · 2010367 okunma
Maksim Gorki denince akla ilk gelen kitap Ana. Ancak Ekmek işçileri de dönemin Rusya (daha doğrusu SSCB'sini) anlamak isteyenlerin okuması gereken kitaplardan.
Ekmek İşçileriMaksim Gorki · Oda Yayınları · 2010367 okunma
Uzun zaman elimde sürünenler listesinden bugün Maksim Gorki Emek İşçileri; o kadar elimde kalmasaymış keşke dediğim güzel hafif bir dille anlatılmış haklı kitaplardandır. Severek ve yorulmadan bitirdiğim kitapta bir fırında çalışan talihsiz insanların hikayesini ve eski fırın işçisi olan Semenovun hikayesini kitaba sonradan dahil olan gencin yani yazarın dilinden toplumu, patron işçi durumunu o zaman ki Rusyanın durumunu güzel bir sekil de okuyup sağlanan adalete şahitlik ediyoruz. Ve sona geldiğimiz de şunu diyoruz hakkınız olmayan kazanç, kazanç değildir diyerek kitabı burada kapatıyor ve herkese keyifli okumalar diliyorum...
Gorki'nin yaşamında fırınların ve ekmek işçilerinin özel bir yeri vardır. Fırınlar. Onun Üniversiteleri'nden biriydi. O dönem Rusya'sında fırınlar tıka basa yasak kitaplarla dolu olan birer siyasal eğitim yuvasıydı. Genç Gorki, devrimci hareketin yoğun merkezlerinden biri olan Kazan'da uzun yıllar hem ekmek işçiliği yapmış, hem de gizli devrimci eylemlere katılmıştı.Gelişigüzel ve genellikle rastlantılara bağlı olan siyasal eğitimi konusunda şöyle diyor Gorki:
"Bana Marksist diyorsunuz; elbet öyleyim. Ama Marks'a göre değil, hamurum böyle yoğrulduğu için...
Kitaplardan çok ve daha iyi Marksizm'i Kazan'daki eski ekmek işçisi Semenov'dan öğrendim."
Ekmek İşçileri”,
Maksim Gorki’nin toplumsal adalet, emek ve insan onuru temalarını yoğun biçimde işlediği erken dönem eserlerinden biridir. Roman ya da uzun hikâye niteliğinde olan bu yapıt, bir grup fırın işçisinin gündelik hayatı, yoksulluğu ve sınıfsal uyanışını merkezine alır.
Gorki burada, sadece ekonomik sömürüyü değil, emeğin manevi yönünü de işler. Ekmek — roman boyunca hem yaşamın simgesi, hem de adaletsizliğin tanığıdır.
Temalar ve Anlam Katmanları
_____________________________
Emeğin Onuru ve Sınıf Bilinci:
Gorki’ye göre insanın varlığını anlamlı kılan şey, üretken emeğidir. Ancak “ekmek işçileri”, bu emeğin meyvesinden mahrum bırakılmıştır.
Bu durum, sınıfsal sömürünün ilk farkındalığını doğurur.
Ekmek = Yaşamın Sembolü:
Ekmek, roman boyunca hem kutsal hem lanetli bir nesnedir.
Esere göre Ekmek kutsaldır, çünkü yaşamı sürdürür.
Lanetlidir, çünkü adaletsiz bir sistemin içinden çıkar.
Gorki böylece, maddi gereksinim ile manevi uyanış arasındaki bağı kurar.
Sessiz Direnişin Başlangıcı:
Karakterler başta çaresizdir; ama zamanla “sessiz öfke” bir kolektif bilince dönüşür.
Gorki burada, devrimci hareketin ilk
Ekmek İşçileriMaksim Gorki · Oda Yayınları · 2010367 okunma
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir.
1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.
Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.
Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.
1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.
Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.
Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.
1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.