Kederden bu kadar çökmüş başka bir adam görmemiştim. Yatağa yaklaştı, çocuğun yüzündeki örtüyü çekti, uzun uzun, sevgiyle bakıp içtenlikle mırıldandı: "Benim zavallı oğlum, bu dünya için fazla iyiydi. Tanrı onu yuvasına çağırdı. Cennette çok daha mutlu olacağını biliyorum, ama onu o kadar seviyorduk ki! Onu kaybetmek zor, çok zor
İki gömlek için çamaşır makinesi çalıştıran temizlik hastası kadınlar övgüye değer titizliklerinin bedelini kimin ödediğini neden bilmesinler?
Azimli hobi bahçıvanları iyi gübrelenmiş güllerinin bedelinin kimin sağlığıyla ödendiğini neden düşünmesinler?
Hepimizin dünyada bir siyahlık gördüğümüz zamanlar olur; bir nehrin ya da yaprağın yeşilinde siyah, öğlen aydınlığında siyah, sabah erken saatte çimenlikte karşınıza çıkan bir hayvanın gözle-rinde siyahlık. Her şeyde siyahlık vardır, görmesi güç olan bir ka-ranlık, çoğu zaman yalnızca gerekli değil, aynı zamanda da hayırlı olan bir karalık. Hayırlı.
Büyükbabamın sevdiği bir kelimeydi, ama bu kelimeyi iyi, doğru anlamında ya da insani hükümlerle ilgili du-rumlarda değil, hayatın getirdiklerini pes edip yıkılmadan kabul-lenme ve teslimiyetle teslim olmak arasındaki farkı bilme anlamın-da kullanırdı.