‘Değişmek ve değişme korkusu’. Meğer ben de o korkuyu yaşayanlardanmışım. Bu kitapla hem korkumu hem de korkumun gereksizliğini farkettim. Hayatımızda sürekli değişime yönelik birtakım olaylarla karşılaşıyoruz. Olumlu ve olumsuz elimizde olmadan kendiliğinden gerçekleşen olaylar.. Gelişen olaylarla yeni duruma alışmaktan korkar, hatta reddeder ve olduğumuz yerde adeta çakılıkalmayı tercih ederiz, bu da bizi daha korkunç sonuçlara götürebilir. Halbuki değişikliğe sebep olayları kanıksayarak bilinçli bir şekilde üzerine gidip değişimin iyiye hatta daha da iyiye giden sonuçlarına ulaşmalıyız. Yaşadıklarımızla durumumuzun ağırlaştığı hisleri ve asla düzelmeyeceği korkularıyla bekleyerek kendimizi mutsuzluğa itmek yerine, “peynirimi kim kaptı?” sorusunun ardından kaptırmadan değişenlerle birlikte daima ümitvar olarak yeni kapılar, yeni hayaller, yeni hedefler, yeni peynirler peşine düşmeliyiz ;)
‘Bu ülke’ ile,
bu ülkenin -ülkemizin- yaşadığı tarihi, sahip olduğu kimlikleri, nasıl baskılar altında kaldığı, kimlerden etkilendiği, geçmişi ve ders çıkarılarak hazırlanılması gereken geleceği çok başarılı bir şekilde ve gerçekçilikle dile getirmiş, Cemil Meriç.
Osmanlı, Osmanlı’lık.
Batı, batıcılık.
Osmanlı’nın düzeni, ahlakı, dini, haysiyeti, kültürü, inancı, yapısı.
Batının maddeciliği.
Dünya tarihinin tüm inançları ve kavgaları.
Mükemmel eleştiriler barındıran bir kitap.
Ayrıca dünyaca ünlü ve önemli yazarlar hakkında da, Cemil Meriç süzgecinden geçirilerek, bilgi sahibi oluyorsunuz. Dilinin ağırlığını tahmin edersiniz. Tavsiye ederim.
Başlar başlamaz böceğe dönüşen bir insan hayatının anlatımı enteresan ve kurmaca gelse de anlatılmak istenen çok gerçekçi ve anlaşılır bir kitap.
İnsan ilişkilerimizin ne üzerine olduğunu sorgulatıyor Ve acaba herkes bencilce kendi yararını düşünen menfaat ilişkisi mi taşıyor? Varlığında yararı kalmayan bir insanın yokluğu mu arzulanıyor? İnsanlara hep faydalı olduğun zamanlar yerini faydasızlığa veya zarara bırakırsa, iyilikler çabuk unutulup vazgeçmek kolaylaşıyor mu?
Ancak kitapta bir insanın farklı yaklaşımını beklerdim. Çünkü her insan menfaat beslemez. Bedenin veya yaşayış tarzının veya kitapta olduğu gibi tüm koşulların değişmesinin etkilemeyeceği bir insan, elbet vardır olmalı. Gerçek sevgi elbet vardır. ‘Koşulsuz, sorgusuz, gerçek sevgi’
‘Nasıl olabilir’ yani bir kadın bu kadar yoğun, benliğini aşan, kendini hiçe sayan, müthiş zariflikte ve incelikle bir aşkı nasıl yaşayabilir? Soluksuz okudum ve de duygulandım. Zweig diğer eserlerinde olduğu gibi psikolojik olarak her yönden aktarıyor ve o ‘bilinmeyen’i sanki bana yaşattı. Hissettim. Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bir ideolojinin hayata geçmesi ve sürdürebilirliğini insanın içindeki nefsi ve doyumsuz duygularına yenik düşmesini hayvanlar üzerinden tasvir eden, akıcı sürükleyen anlatımda bir kitap.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,7bin okunma