Nikolay Vasilyeviç Gogol. En güzel Petersburg öyküleriyle Hasan Ali Yücel seçkisi ve iş Bankası Kültür yayınları serisinin bir kitabı olarak, kütüphanemiz ve hayal âlemimizin harici hard discinde lâyık olduğu yeri kazandı.
Herşeyden evvel, yazarken ruhunu özgür bıraktığını, herhangi bir mesaj verme kaygısı taşımadığını kesinlikle düşündüm.
Alman karakterlere, hikayelerinde çokça yer veriyor. Kimi zaman disiplin ve düzenlerine öykünen, kimi zamansa küfür malzemesi olarak "alaman" diyen şekilde.
Hikayelerinde, Rus halkının 18-19.yy yaşam kesitlerini, beğenilerini alışkanlarını, acı ve dramlarını, kabullenislerini, teslimiyetlerini, hayallerini tüm çıplaklığıyla okuyucuya seyrettiriyor.
Kelimeleri kullanışı ustaca. Sinema filmi yada bir belgesel izlense, petersburg sokakları, bu denli göz önüne canlanamaz galiba. Neva Bulvarı ve yaşattığı iki küçük ayrıntı, milyarlarca hayat hikayesinin bir iki silik örneği sadece.
Edgar Allen Poe hikayelerindeki gotik hayalgücü, gogolda da kısmen seziliyor.
Palto daki karakter, çoğumuza tanıdık. Dostoyevski bile: " Hepimiz, Gogol un paltosundan çıktık " diyor.
Portrede, resim sanatının inceliklerini, bu sanata en uzak kisilere bile duyumsatabilmis ki son derece başarılı. Buradaki genç ressam, ihtiraslarına mahkum. Bu konunun sinema filmlerine değişik fakat temelde aynı senaryoyla uyarlanmış olduğu filmler izledim. En son izlediğim, kötülük yapıldığında para fışkıran efsanevi bir vazonun insanları hırsları sebebiyle ele geçirmesinin anlatıldığı filmdi.
Gogol usta, hiç beklenmedik bir anda öldürüveriyor karakterleri. Bu da çok ilgimi çekti. Eeee, simdi ne oldu? diyorsunuz. Ama, Konular ve karakterler arasında yaptığı geçişler, bunları birbirlerine bağlaması etkileyici.
Gogol, sen de