Kısacık ama bir o kadar tehditkar bir korku romanı. H.P. Lovecraft ile aynı dönemlerde yaşadığı göz önüne alındığında gotik korku-gerilim türünün ilk örneklerinden olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. İster istemez Lovecraft ile kıyaslama ihtiyacı duyuyor insan. Bu konuda Lovecraft kadar sarsıcı ve tekinsiz olmadığı su götürmez. İki insanın yaban diyarlarda başlarına gelen esrarengiz olayları hikaye anlatıcı ağzından aktarıyor. Korku-gerilim türünde en önemli etkinin; okuru yaratılan dünyaya sokmak için kaliteli ve detaylı betimlemelerin eşliğinde, boş bulunulan anda ise surata atılan bir şaplağın (jump scare) dozunda ve yerinde kullanılması olduğunu düşünürüm hep. Betimlemeler son derece lezzetli olsa da surata atılan şaplak gotik türün de vermiş olduğu baskın karanlık ve iç çatışmaların varlığında yok olup gitmiş. Belki de yazar böyle olmasını bizzat istemiş de olabilir. Türkçe'ye çevrilmiş mevcutta çok fazla eserinin de olmadığını düşünürsek, türün sevenleri için önemli ve özel eserlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.