Şükrü Erbaş, insan ruhunun derinliklerinde yankılanan sesiyle, şiirin en kırılgan, en insani halini bize sunan şairlerden biri. Yaşıyoruz Sessizce ise onun bu derin duyarlılığını en çok hissettirdiği kitaplarından biri. Bu kitap, bir şairin yalnızlığıyla, yoksulluğuyla, iç hesaplaşmalarıyla ve yaşama karşı duyduğu hem hüzünlü hem de naif sevgiyle bizi baş başa bırakıyor.
Şükrü Erbaş’ın dizelerinde hayatın içinde kalmış her sessiz çığlık yankılanıyor. Annesiz çocukların gözyaşları, yoksul sofralarda eksik tabaklar, yaşlanmış ellerde biriken acılar ve en çok da kalabalıklar içinde büyüyen yalnızlık…
Bu kitap, sessizce yaşadığımız, konuşamadığımız, anlatamadığımız duyguların bir yansıması gibi. Bazen içimizin en derin yerine dokunan bir dizeyle, bazen hayatın basit ama derin gerçeklerini hatırlatan bir satırla bizi sarsıyor. Erbaş’ın şiiri, sokaktaki bir çocuğun gözlerinden, yaşlı bir adamın titreyen ellerinden, bir kadının sessiz gözyaşlarından bize bakıyor.
Ve biz, Yaşıyoruz Sessizce ile anlıyoruz ki, aslında hepimiz aynı sessizliği yaşıyoruz.