Yazarın farklı kitaplarını okuduktan sonra bu eseri okudum iyi ki de öyle yapmışım. Çünkü bu eseri daha iyi anlamamı sağladı. Mümkün mertebe spoiler vermemeye çalışsamda teknik bir inceleme olduğu için biraz içerir.
Eserde iyilik ve kötülüğü temsil eden insan ile şeytanın çatışması söz konusudur. Bu çatışma sonsuz bir döngüsellikle karşımıza çıkıyor. Diyavol Paşa- Kırbaç Süleyman ve kısmen de Kırbaç Süleyman- Ali Reis arasında geçen çatışmalar söz konusudur. Öte yandan eser sembolik bir roman olarak karşımıza cikiyor. Kendine günahkarlar ordusu kurmak isteyen Diyavol Paşa, Nuh usta isimli marangoza meşe ağaçlarından bir gemi yaptırmış, geminin tüm mürettebatını yalnızca günahkarlardan seçmiştir. Gemiye sonradan giren yegane karakter Kırbaç Süleyman’dır ki bu “ilahi düzenin bozulması” olarak belirtilmiştir. Amat, denizcilerce lanetli olarak addedilen Salı günü sefere çıkmış ve yolculuğu boyunca pekçok olağandışı olay yaşamıştır. Yaşanan bu olağandışı olaylar mürettebatın ve okuyucuların Amat’ın sıradan bir gemi olmadığını fark etmesine ve
sorgulamasına sebep olmuş, en nihayetinde Amat’ın gönderine kara sancak çekerek iki Osmanlı fırkateynini batırması eserde belirsiz olan zaman mefhumunun yeni bir döngüsellikte incelenmesine, ölüm ve ölümsüzlük üzerine felsefi bir yaklaşıma olanak tanımıştır. Anar gerçekte Felsefe profesörü olarak ege üniversitesinde eğitim vermektedir. Diğer eserlerinde olduğu gibi Amat'ta da bunun emareleri açıkça görülmektedir. Ölüm ve ölümsüzlük buna ek olarak da gerçeklik kavramları felsefik açıdan sorgulanmıştır. Kur’an, Tevrat ve İncil’de
geçen olaylar kimi zaman alıntılarla kimi zaman ise bu parodileştirilmiş kurguyla esere işlenmesi de Anar'in bu eser içinde büyük bir araştırma yaptığını ya da gerçekten de kutsal kitaplarla ilgili çok büyük bir