Dil,dünyanın nimetlerini ve ihtişamını bertaraf etmek için bulduğumuz bir yöntemdir,dedi.Yıkmak için.Defetmek için.İnsanlar dünyanın bu denli güzel olmasına katlanamıyorlar,dedi.Açıklanamaz anlaşılmaz olmasına.
Çünkü duygular,insanın yalnızlığını reddedişiyle başlayan kurgunun sözlüğünde yer alırlar.Bu sözlükte her duygunun bir adı ve tanımı vardır. Önce adlar ve tanımlar ezberlenir,sonra da insan hissettiğini sanır.Oysa insan,bir düşüncedir. Ne bedene ne de bilinen üçboyuta sığabilecek yapıdadır.Düşüncenin ışık olduğunu anlayan insan,sadece ışığın boyun eğdiği kurallarla var olması gerektiğini bilir. Işığın duyguları yoktur. Bilinen dünyevi kurallar,önemsiz ve sonradan kurgulanmıştır. Kendini bedenden ibaret sananlar için uydurulmuş bir yaşam biçimidir.
Gözlerini kırparken kapattığı her anı görmek için yanında sürekli bir kamera taşıması gerektiğini düşünüyordu.Ama ya dün,ya dünden önce? Doğumundan beri gözlerini kırpıyordu.Kim bilir,kapalı gözleri neleri kaçırmıştı? Kim bilir,neler görememişti? Belki de bu yüzden delirmişti. Her şeyi görmediği için.Gözlerini kırptığı için...