Bugün "modern eğitim" dediğimiz şeyi kuran düşünürler,endüstri devriminin hızla yayıldığı bu çağda çocukları fabrikadaki iş hayatına daha iyi hazırlayabilmek için ,çocukların bir zil sesi duyunca durmaya ve bir zil sesi duyunca yeniden hareket etmeye başlamayı, kendilerini fabrikadaki zil sesine göre ayarlamayı öğrenmeleri gerektiğine karar verdiler.L.Mumford'un 1955'de dediği gibi ,"modern endüstriyel çağın anahtar makinesi, lokomotif değil ,saattir."Çocuklar ,onlara yapmaları söylenen şeyi ,sadece bu şey onlara 'söylendiği zaman' yapmasını öğrenmelilerdi.
Olumsuz ruh hallerine sebep olan şeyin,insanın iç sesinin kendisine karşı sertleşmesi olduğundan söz etmiştim.Burada bahsettiğim türde bir iç ses,yüzünüze doğru parmak sallayarak size yanlış yaptığınızı söyleyen ,hatta ihtar eden,size bir doğruyu dikte ederek o doğruya uymanızı bekleyen ,uyamadığınız,adapte olamadığınız takdirde size kendinizi "yanlış" "yetersiz""başarısız""kötü"ve daha birçok olumsuz şey hissettiren bir iç ses.Suratımıza bu şekilde parmak sallayan bir iç sesi ,tabii ki anne-babalarımızdan ,öğretmenlerimizden,büyüklerimizden öğrendik,bunu ne kadar yumuşak şekillerde yaparlarsa yapsınlar.Depresyon ,insanın konuş/a/madıklarının onun yerine konuşmasıdır.Kendisiyle ve başkalarıyla konuşabilmeyi ,kendisini kendisine ve başkalarına müdaafa etmeyi öğrenenlerde depresyona daha ender rastlanır.Depresyon,kişinin kendi kendisini sabote etmesidir.Kendi kendimizi sabote etmesini ,bize kendi kendimizi sabote etmeyi öğretenlerden öğrenerek içselleştirmeseydik,bugün depresyon nedir bilmezdik.Çocuklarını asla eleştirmeyen kabilelerin yetişkinlerinde de depresyon yoktur.
Ahlak duygusunun kökeninde toplumsal içgüdüler yatıyor ,tıpkı daha aşağı hayvanlarda olduğu gibi doğal seçilim tarafından şekillendirilen içgüdülerden özgecilik bunlardan biridir. Charles Darwin ..1871
Erkek bireylerdeki körelmiş memelerin tasarlanmış olduğunu kabul etmem mümkün değil .Buna ancak Ortadoksların Teklik içindeki Üçleme'ye inandıkları gibi,anlaşılmaz bir biçimde inanabilirim..