Ayfer Tunç'un Osman romanı Kapak kızı ve Yeşil Peri Gecesi'nden oluşan üçlemenin son halkası. Çok değerli arkadaşım Elif, Osman'ı okumaya başlamadan üçlemenin son halkası olduğu uyarısını yapmış,nazikçe diğer iki romanı okuduktan sonra Osman romanını okumamı salık vermişti ama ser de inat var, Elif'i değil, bağımsız da okunabileceğini söyleyen kitapçı Abidin dostumu dinlemeyi seçtim.
Osman kitabında, Kapak Kızı romanında -ki ben okumadım- bahsedilen Şebnem'in eşinin yaşamı anlatılıyor. Ama aynı Şebnem'i bu romanda Osman'ın hızla aşağıya doğru, çöküşe giden yaşamının çöküş hızını arttıran bir katalizör olarak görüyoruz. Osman kara bir roman. Bir çöküş, bir vazgeçme romanı. Bu konuyu anlatırken yazar, ikili-dualist bir anlatı yöntemini seçmiş. Bir yandan Osman'ın hayat hikayesini yazmak isteyen yazarın Osman'ın yaşamınının bir yerlerinde bulunan, akrabaları, gençlik arkadaşları, son işyerinde beraber çalıştığı kişiler, son sevgilisi Pakize Hanım, Osman'a çarpan kamyon şöförü gibi kişilerle yaptığı röportajları okuyoruz. Öte yandan ise Osman'ın günlüklerini. Böylece gençliğinden itibaren istekleri, yapmak istedikleri, yapamadıkları, tercihleri, doğruları ve yanlışları ile bir Osman profiline şahit oluyoruz. Zaman zaman hatta pek çok zaman röportajlarda anlatılanlar ile Osman'ın günlüklerinde yazdığı konular birbirini tutmuyor. Yazarın bu durumu romana olan ilgiyi sürekli tutmak için uyguladığı bir yöntem olduğu hemen hissediliyor. Derinlikli bir Osman portresi çizilse de romanda kardeşi Teoman'a olan atıflar, onun kişiliği ile de bize bilgiler veriyor. Osman'ı tanırken bir yandan Teoman'ı da tanıyoruz. Tam bir ağustos böceği yaşamını seçen, sanatsever, müzisyen, duygu adamı Osman'a karşılık, kaba saba, paradan başka kıblesi ve değeri olmayan Teoman'ı görüyoruz. Bu