İşte yine önümüze bir seçim geliverdi. Birileri çıkıp "çare biziz" diyecekler. Bu işleri "ancak biz hallederiz" diyecekler. Kimi serbest ekonomik düzenin nimetlerinden, kimi liberal-sosyal sentezden bahsedecek... Milliyetçilik yapılacak, dinî hassasiyetler söz konusu edilecek, ittifaklar gündeme gelecek, ihtilaflar çıkacak, seçim propagandasının bayrakları altında politikacılar mangalda kül bırakmayacaklar.
Yıllardır sessizce izliyoruz.
"Göründüğün gibi ol" yada daha basit söylemek gerekirse. "Başkalarına olduğun ya da olabileceğinden farklı görünmeyi asla düşünme ki, olduğundan farklı görünmediğinin aksini düşünmesinler."
Alice sözlerine devam etti. "Lütfen söyler misin bana, hangi yoldan gitmem gerek?"
"Bu nereye gitmene bağlı," dedi Kedi
"Neresi olduğu umrumda değil," dedi Alice.
"O zaman hangi yoldan gittiğin fark etmez," dedi Kedi.
"Yüzü öylesine güzel, tertemiz, bu güzel ve tertemiz yüzün anlamı öylesine soluyordu ki, hiç kimse ahlaksızlığın iğrenç tırnaklarını böyle bir varlığa batırabileceğini aklından bile geçiremezdi."
Aslına bakılacak olursa, ahlaksal çökmüşlüğün kokuşmuş soluğunun sindiği güzellik karşısında duyulan acıma duygusu bu türden Duyguların en güçlüsüdür. Ahlaksızlık kendi başına da çirkindir, iticidir ama olanca temizliği ile düşlerimize süzülen güzelliğe bulaşınca büsbütün itici olur.