... ben gösteriş sevmem ama şehir öyle istiyor, deriz; öfkeliysem güvenli bir hayat kuramadıysam suç bende değil gençlikte deriz, dışımızda aramayalım kötülüğü; içimizdedir o, ciğerimize işlemiştir. Hasta olduğumuzu bilmemek de iyileşmemizi daha zorlaştırıyor. Kendimizi erkenden bilmeye başlamazsak nasıl baş ederiz bunca dertler bunca kötülüklerle?
Talih ne kadar güler yüz gösterirse göstersin ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini. Çünkü insan hayatı kararsız, değişkendir; ufacık bir eylem yüzünden bir halden bambaşka bir hale geçiverir.
Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha kötü bir yer mi olurdu? Hayır, insanlar daha yürekli daha mutlu olurlardı.
Ölmüş saatlerimiz, günlerimiz, senelerimiz olduğunu, yıllarca farkına varmadan bir hiçin sarraflığını yaptığımızı, yaşamadan yaşadığımızı kim inkar edebilirdi? Hatta öyleleri var ki bir kere olsun ruhlarının gerçeğine doğmadan ölürler...
... hayat netice çıkarmak için yaşanır. Başka hiçbir mânası yoktur. İnsan uzun uzun geçmiş zamanlarını, heyecanlarını, tanıdığı insanları düşünmeli ; sonra derhal birçok insanlar, birçok zamanlar için geçerli bir hakikat söylemeli.