Bu kitap benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Evet, kişisel gelişim görüntüsünde yazarın kendi hayat felsefesini dikte ettiği kitaplardan hoşlanmadığımı bir kez daha anlamış oldum. İnsanın dünyadaki amacı nasıl bu kadar sığlaştırılabilir? Ayrıca kitapta aynı cümleler sayfalar boyunca evrilip çevrilip yeniden yazılmış. Anlattıklarım okuyucuların kafasına iyice girsin demiş gibi bir anlatım tarzı… Hiç sevmedim.
Kitabın devamını çok merak ettiğim halde kitaba devam edemiyorum.Özellikle çöp apartman hikayesinin akıbetini öğrenmeyi çok isterdim. Ama psikolojimi bozmamak adına kitabı yarıda bırakmam daha iyi olacak galiba. Biraz fazla etkilendim.
2020 Ramazanının ilk günü okudum. Karantinada, evde... Elli yıl evinden çıkmamış gül yetiştiren bir amcayla hemhal oldum. Tavsiyesi değildi belki ama ben de evimde kalıp gül yetiştirmek istedim..
Kitaptan hiç alıntı paylaşmadım. Eğer altını çizdiğim yerleri burada paylaşacak olsaydım, kitabın yarısını buraya geçirmek zorunda kalırdım.
“Kalpten çıkan kalbe gider, ağızdan çıkan kulaktan döner.” diyoruz ya hani. Hayati Hocamın kelimeleri de çok derinden dökülmüş olmalı ki bana bu denli tesir etti. Kitabı okuduğum dönem, yalpaladığım, bir ışığa ihtiyaç duyduğum bir dönemdi. Hayati İnanç, bunu bilmiş gibi karşıma oturdu ve bana nasihat etti sanki.Bu sebeple bu kitabın yeri bende hep özel kalacak. Yalnızca okuduğum dönem itibariyle değil, inşallah hayatımın ileri dönemlerinde de açıp, kendimi bulmama vesile olacak.
Bekir Develi’ye gelince, soru cevap konseptini çok güzel yönetmiş, ama bazı ifadelerinde içime sinmeyen şeyler vardı.
Seyehatlerin güzel yanının yeni yerler görmekten ziyade yeni insanlar tanımak olduğunu düşünmüşümdür hep.İşte bu kitabı okuduğum müddetçe kendimi kah bir Berlin treninde kah bir Hiroşima uçağında hiç tanımadığım biriyle sohbet ediyor gibi hissettim. Buket Uzuner seyehatleri sırasında biriktirdiği anılarından yedi tanesini derlemiş bu kitapta. Bu anılarının hepsinin çok ilgimi çektiğini söyleyemem ama yine de tatilde okunacak çerezlik türden bir kitaptan alınabilecek tadı aldığımı düşünüyorum.Bunun haricinde yazarın seyahat ettiği mekanlarla ilgili verdiği ufak detaylar anlatıma renk katmış.Hatta iç seslerini gereğinden fazla anlatıma dahil etmek yerine gittiği yerler hakkında biraz daha bilgi verse daha dolu bir yolculuk hissi verebilirmiş.
Sonuç olarak okumazsanız çok şey kaybedersiniz diyebileceğim türden bir kitap değil tabii ki ama İstanbul seyahati esnasında “YOLDA” okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu benim için..
Not: Jack Kerouac’un On The Road’ından bu kitap sayesinde haberdar olmuş oldum.
YoldaBuket Uzuner · Turkuvaz Kitap · 2009703 okunma