Özlersin. Çok özlersin. Ama özlemleri bitirmez özlemeler... Aslında özlenmemektendir bu kırık özlemeler. “Dünde” yarını beklemek, “Bugünde” dünü özlemekle geçer günler. Hiçbir şarkı onu sana getirmez; hiçbir şarkının onu senden götürmediği gibi... İşte yine yalnız, yine çaresizsin. Çocukluğunda da öyleydin. Yalnızlığın ve çaresizliğin yaşı yoktur. Yaşıyorsun; çaresi yok bunun. Dilinde dikenli bir söz kalır, konuştukça ağzına batan...
Kapıyı yavaşça kapadı. Balkona çıktı. Sokağın köşesinde kaybolana kadar Bukre’nin gidişini izledi. “Ah Bukre…” diye iç geçirdi. “Yara iyileştiğini bilmez. O hep kendini kanıyor zanneder. Yaralar iyileşmek istemez. Çünkü yaralar iyileşince ölür Bukre! Yaralar iyileşince ölür.”
Ama yıkılan bir aşk, geride öyle acılar bırakır ki tek bir tuğlasını uzanıp koyamazsınız yerine. İzler vardır geride. Ve izler hatırladığın kadar derindir.