Okçu'nun Yolu Paulo Coelho tarafından yazılmış ve Emrah İmre tarafından Türkçeye çevrilmiş daha çok yol gösterici, öğretici bir anlatı kitabı.
Kitap, bir köyde mütevazi hayatı tercih etmiş olan marangoz fakat aynı zamanda tanınan ünlü okçu Tetsuya' nın bir gün uzaklardan gelerek bir okçunun ona meydan okuması ve onun da bu meydan okumayı kabul etmesiyle, Tetsuya'nın yabancıya ve aynı zamanda yanlarında bulunan köyden bir delikanlıya 'okçuluk felsefesini' anlatmaya başlamasıyla şekil alıyor.
Tetsuya'nın anlatısı başlıklar dahilinde aşama aşama gerçekleşiyor. Ok, kiriş, yay, duruş, hedef, okun hedefe varışındaki gözlem vb. gibi.. Tüm bu başlıkların toplamında aslında Tetsuya, okçuluk üzerinden bizlere hayata dair yol göstericiliği ile bakış açısı kazandırıyor. Bir işi yaparken mantıksal ve duygusal yönden hazır oluş, o işe karşı duruş, hedef ve hedefe varış yolunun nasıl olması gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Önemli olanın yola çıkarken yüreğimizde ki sesi dinlemenin ve pes etmemenin olduğunu. Yolun sonunu benimsemenin, çabanın yanında saygıyı ve hürmeti asla kaybetmemenin ve çevremizdeki insanların bu yolda bize destekçi olması gerektiğini bu yüzden işini zevkle yapan insanlarla yoldaş olmamız gerektiğini öğütlüyor. Tetsuya, hayatta, çıkılan yolda bizlere ilham oluyor.
Kitap Murat Kalkavan tarafından mükemmel çizimlerle zenginleştirilmiş. Ve yazar bu kitabı Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya kazanan olimpik okçumuz Mete Gazoz'a ithaf ettiğini söylemiş.
Bir solukta okunan, ve ruh doyuran bir kitaptı.. Kitapta altını çizdiğim birkaç cümle de bırakayım:
Şarkılar söyleyen, hikayeler anlatan, yaşamın tadını çıkaran neşesi gözlerinden okunan insanlarla yakınlaş. Zira neşe bulaşıcıdır, insanların bunalıma, yalnızlığa, zorluklara kapılarak akmasını