Adem'den Önce; Uzak geçmişimizi yakın eden 'ilk insan' dediğimiz atalarımızı ve ilkel dünyalarını, rüya yoluyla bir gencin bize aktarması ile başlayıp, devam eder.
Henüz ateşin bulunmadığı, kendilerinin yarı insan yarı maymun olarak tasvir edildiği, ağaç tepelerinde yaşanan, uçurumlardaki dar ağızlı mağaralarda barınılan, toplanılan yaban mersini ile beslenilen, konuşmaların sözcükle değil ses ile somut bir şekilde yapıldığı, Paleolitik Çağ olayların ilerlediği zamanımız. Olaylar ilerlerken kitabın her bölümünde zamanda geri dönüşü göreceğiz ki içinde bulunduğumuz modern çağ ile aynılıklar ve farklılıklara tanık olacağız.
Yasaların ve yeniliklerin olmadığı, sırasını beklediği, bu çağda düşünceye henüz fazla önem verilmiyor ki bu olaylara bakış açısından ve geç çözüm bulunması ya da çoğu zaman çözüm bulunamamasından anlaşılıyor ki bu durum ilk insanımızı romanda ikiye ayırıyor; Ağaç adam ve Ateş adam olmak üzere.
Gülmenin yerinin olmadığı, her durumda ve konumda gülmenin, neşenin aslında onlar için tabiri caizse yaşam tarzı denilebileceği bu ortamda bir yandan gerçek bir yaşam mücadelesi de mevcut. Vahşi ve acımasız yalnızca savaşabilenin hayatta kaldığı..