Adem'den Önce

7,7/10  (85 Oy) · 
281 okunma  · 
63 beğeni  · 
2.649 gösterim
"Ademden Önce", konu açısından "Jack London"ın öbür yapıtlarından oldukça değişik olmasına karşın, 'hava' bakımından yine de onlara benzer. İnsanoğlunun çok uzak geçmişini, yarı-insan olduğu dönemi anlatan bu roman, yazıldığı çağın bilimsel verilerine (Darwin'in görüşüne) uygun olduğu kadar, soluk kesici ve anlamlı bir serüven romanıdır da. Her yaştan okura, kendi uzak geçmişini böylesine canlı, böylesine derin bir özdeşleşme yaratarak anlatan bir başka yapıt yoktur. İnsanın insan olma savaşı, "Jack London"ın büyük bir ustalıkla anlattığı bu yırtıcı savaş, coşku verici olduğu kadar acıklıdır da.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789755105857
  • Orijinal Adı:
    Before Adam
  • Çeviri:
    Pınar Kür
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sergen Özen 
 29 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Yırtıcı ve acımasız savaş, coşkunun yanı sıra acı. İlkel yaşam...
İlkel yaşamı keşfe çıkan, yarı insanın sürükleyici ve dramatik hikâyesi.
İlk zamanın o ilkel insanını zihnimizde betimlediğimizde: Gözleri içine çökük, dudakları sarkık, tüm vücudu saran tüyler, burun deliklerinin boşluğu yanlardan olan, büyük başlı, çıplak kaba saba bir yaratık. Yaşamları tamamen doğa koşullarına bağlı...
Yazar hangi düşünce dünyalarından beslenip esinlenerek bu eseri ortaya çıkartmıştır? Basit.
Ademden Önce, isminden de anlaşılacağı üzere, Darwincilikten etkilenilerek yazılmış bir eserdir. İnsanın evrim yoluyla bugüne gelebildiğini, "atavizmi"n hikayeleşmiş anlatısıdır.
Yani, London günümüz insanının yaşam içindeki ve davranışlarının uzak atalardan bize aktarılan içgüdülerden etkilendiğini ortaya koymuştur.
Tabi kitabı buna göre değerlendirecek değilim. Her ne kaadar taban tabana zıt bir görüş veya inanış olsa da yaklaşımım kitabın sürükleyiciliği, zihinde oluşturduğu insanlar, sert koşullar ve diğer olaylara göre oldu.
Ağaç insanları, Ateş insanları ve "Ahali"... Basit aletleri kullanmayı bilen, iletişim güçlüğü çeken, ağaç ve mağaralarda yaşayan eski ataları; yani İri diş, Sarkık kulak ve Hızlı'yı Ateş insanlarına (Ateş yakıp ok atabilen)tercih ettiği; Ağaç insanlarına yakınlığını onlara duyduğu sempatiyi açıkça belli edilmiş.
Jack London'un okuduğum 5. kitabı oldu. Diğer eserlerinde de güçlüyle güçsüzün mücadelesi; insanın doğayla olan serüvenini bu kitapta da sürdürmüş olduğunu fark ettim.
Eleştirdiğim tek kısım Ağaç insanları ile Ateş insanları arasındaki zaman farkının olduğu düşüncesiydi. küçük bir araştırmayla zaman farkının olduğunu öğrendim nitekim.

Bir yandan İnsana özgü dostluk, aşk, bağlılık gibi duyguların toplumsal bilinci geliştirmesini sergilerken; bir yandan o vahşi ve korku dolu eski dünyada mücadelenin sürdüğü, insanın varlığını sürdürebilmek için insanın en vahşi yaratıktan bile daha vahşi, daha yırtıcı olmak zorunluluğu... insanı heyecandan heyecana sürükleyen bir anlatımı dile getiriyor London...

mustafa tamer akder 
26 Eki 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Jack amca'ya bir kez daha hayran oldum bu kitabıyla. Bu kitabı yazarken ki düşünceleri çok merak ediyorum. Öbür tarafta tanışmak istediğim kişiler arasında birkaç basamak daha ilerledi kendisi. :D Gelelim kitaba, genel olarak dil bakımından sade ve açık, kurgu olarak doyurucu ve sürükleyici, konu olarak da neandertal insanlarının olduğu çağı(Gerçi ana karakter daha ilkel ama kitapta geçen birkaç olaydan o çağa düşünerek yazdığını düşünüyorum.), yazarın çağlarında yaşayan ana karakterin rüyalar ile neandertal'den daha ilkel bir atanın yaşamını tecrübe etmesidir. İlkel yaşamı öyle bir tasvir etmiş ki Jack amca sanki o çağda yaşıyormuş hissi uyandırıyor. Bazı içgüdülerimizi kalıtıma çok güzel bağlaması ayrıca hoşuma gitti. Kitabı çok beğenmeme rağmen birkaç mantık hatasını olduğunu düşündüğüm kısım bulunuyor. Her ne kadar zevk kaçıran(spoiler) vermemeye çalışacak olsam da okumayanlar için bundan sonrasını okumamasını tavsiye ederim. Öncelikle birkaç olayda gerçekleşse ben şimdi olmazdım çok mantıksız geldi. Jack amcayla en çok bu kısmı konuşmak isterdim. Bazı aletleri çok ileri götürmüş bence. Bir kabileyi de fazla organize hale getirdiğini düşünüyorum.

Kağan Özkaya 
05 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Alışılagelmiş Jack London hikayelerinden çok farklı bir eser...İnsan oğlunun evrensel gelişim süreçlerinin alegorik anlatısı...Yazar varoluşu direk olmasa da alttan alta Darwinist temellere dayandırıyor.Mitolojiden,psikolojiden,sosyolojiden bizi mahrum bırakmayan bir eser...Yazarın yarattığı iki benlik yani modern insan ve ilkel insan olan Büyük Diş'in içsel savaşı.Bir benlik çatışmasının en canlı silueti...
Spoiler verip incelemeyi bozmak istemediğimden burada noktalıyorum.Okuyan herkese teşekkürler...

Emre Ö. 
14 Ara 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Oldukça ilginç ve ilgi çekici bir kitap. Dili sade ve akıcı. Konu kitabın isminden de anlaşılacağı üzere henüz hiç bir tabunun ahlakın dinin olmadığı ( Homo-Erectus--Neandertal) zamanını çok güzel bir şekilde işlemiş. Bir takım kalıtımsal şeylere cevap aramaya çalışmış. Mantıklı argümanlarda sunuyor satır aralarında. Karanlıktan korkmamızın sebebini zamanında atalarımızın yırtıcı hayvanların geceleri karanlıktan geldiğini zamanla kalıtım yolu ile günümüze geldiğini lakin günümüzde ise yırtıcı hayvan korkusu yerine hayalet, cin gibi varlıkları koyduğumuzu söylüyor.
Ve en dikkat çeken kısmı ise hemen herkesin rüyasında gördüğü "Rüyada uçurumdan düşme" olayı üzerine getirdiği açıklamaydı. Şöyle diyor Jack London amcamız:

"Hocam, bunun kalıtsal bir rüya olduğunu ve ağaçlarda yaşayan ilkel atalarımıza kadar uzandığını açıklamıştı. Onlar açısından düşme olasılığı, sürekli tehlike olarak varlığını sürdürüyordu... İlkel insanların çoğu, yaşamını bu şekilde yitiriyor ve hemen hemen hepsi ağaçlardan korkunç şekilde düşüyor, hızla yere yuvarlanırken ölümden kurtulmak için dallara tutunuyorlarmış.
İşte böylesi bir düşüş, -ölümcüllüğünü yitirmişse- çok ciddi organik bozukluklara yol açıyor ve beyin hücrelerindeki moleküllerin değişimlerini belirliyormuş. Bu değişimler, kuşaktan kuşağa düşünce hücrelerine iletilerek ırksal anıları oluşturuyorlarmış. Yani, siz ya da ben uyuyakaldığımız zaman, ya da uyuklarken, boşluğa yuvarlanıp tam yere değecekken bir çeşit baş dönmesiyle kendimize geldiğimizde, yalnızca, ağaç üstünde yaşayan atalarımızın duyduğu ırksal kalıtım anısıyla iletilmiş duygulan yeniden yaşamış oluyormuşuz.
....
Siz ve ben yerde paramparça olmayan şanslı ataların soyundan gelmekteyiz.."

Gezgin 
 10 Oca 11:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kahramanın primat olduğu eğlenceli bir eser. Jack London'un sadeliği yone ön planda. Jack London , erken dönem primatların yaşadığı sıradışı yolculuk ve karşılaştıkları zorlukları anlayabilmemiz için hayal dünyası ile ışık tutmuş adeta...

Taner durmaz 
30 Nis 16:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Uykuda bazen yüksek bir yerden duaecdüşecek gibi oluryormusunuz o zaman kitabı okuyun ve cevabını yazara göre neymiş bulun ve hayatta kalma mücadelesi ne şahit olun

Jack London'ın okuduğum ilk kitabıydı.
Dil olarak sade ve açık, anlam olarak sizin zihninizi bulandırmadan akan bir tarafı var. Okumak güzeldi.
Yazarın, beslenmiş olduğu Darwin teorisine daha farklı bir açıdan yaklaşması mevcut. Kitapta bahsedilen gruplar hakkında tarihsel kesişmelerinin olmadığı bugün ispatlanmış olsa da okuduklarınıza bir takılıp, acaba haklı mı, diye sorabiliyorsunuz. Şahsen ben kitabın taraftarlığını yaptığı tüm düşüncelerle haklı mı haksız mı yorumlamayla rekabet halindeydim.
Kitap tanıtımında da okuyabileceğiniz gibi fantastik bir bakış açısına sahip, aynı zamanda romantiklikten uzak bir kitap. Acıları yalın sunuyor, hatta acı gibi de sunmuyor. Yanlış bir yorum olabilir ama realist fantastik bir kitaptı benim adıma. Bitirdiğimde uzun bir yolculuğu tamamlamış, zirveye ulaşmış gibiydim.
Tavsiye ederim. İyi okumalar...

Sema Güneş Bozkurt 
22 Mar 19:41 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

İnsanın insan olmadan önceki maceraları. Belki de hala insan olamayanlar ateş insanlarını devam ettiriyorlardır. Yüksekten düşme, birşeylerden kaçma rüyaları geçmişte yaşanılanları ispat niteliğinde olabilir. Kırmızı gözdeki genler de ne kadar baskınsa artık hala içimizde...

Fırat Çağlar MANTAŞ 
17 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Kitabın en sevdiğim tarafı bilimle süslenmiş olması. Jack London edebiyatla bilimi çok güzel birleştirmiş bu kitapta. İlkel yaşamı da oldukça güzel anlatmış. karakterin yaşadığı kişilik bölünmesini acaba kendisi mi yaşamış diye de merak ettim açıkçası :)

Gizem Şahin 
03 Mar 14:09 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yazarın okuduğum ilk kitabı... Kitaplığa bakarken uzun zamandır gözüme çarpan bir Jack London görselliği oluştu ve biraz daha bakınınca 6 kitabının bulunduğunu farkettim. Böylece karar verip okumaya başladım. Benim elimde bulunan kitap SEL-KAN yayınlarına ait. Çevirmeni, Sevgi Karaca. Kitabın konusu, konu içindeki ayrıntıların bende sıkıntı yaratmadan aktarılması benim için çok iyiydi. Fakat ilk sayfasından itibaren yazım hatalarıyla dolu bir kitap. Bazı cümleler yarım bırakılmış, bazıları tekrar tekrar yazılmış. Kitabı okumaya devam ederken yarım bir cümleden sonra başka bir cümlenin gelmesi beni biraz yordu. Kitabın baskı tarihi de 1975. Yayınevi hala hayattaysa, umarım yeni bir baskı ile tüm bunlar düzeltilmiştir. Kitabın bu halini pek değil fakat, düzenlenmiş bir hali bulunuyorsa onun okunmasını tavsiye ederim.

3 /

Kitaptan 10 Alıntı

Emre Ö. 
 14 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Erkeğin eşini öldürdüğü tek hayvan türü insandır.

Adem'den Önce, Jack LondonAdem'den Önce, Jack London
Sergen Özen 
27 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnsan yaşamı, insan yazgısı çok küçük rastlantılara dayanıyor.

Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 101 - Can Yayınları)Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 101 - Can Yayınları)
Sergen Özen 
27 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Hayvanlar alay edilmekten hiç hoşlanmazlar.

Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 52 - Can Yayınları)Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 52 - Can Yayınları)
Şeyma çelik 
15 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Geri dönüp baktığımda, yaşamlarımızın ve kaderlerimizin çok küçük rastlantılara dayandığını açıkça görebiliyorum.

Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 93)Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 93)
Tolga Önver 
05 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Düşlerimin anlamı ve temel nedeni yalnızca yüksek okulda öğrenciyken izlediğim derslerde açıklandı. O zamana değin düşlerim, anlam ve görünür bir nedeni olmayışını sürduruyordu. Ama üniversitede evrim ve psikoloji yasalarını öğrenince, düşüncenin bazı garip halleri nihayet açıklık kazandı. Örneğin; düşüş, oldukça yaygın bir düştü ve herkes, kişisel deneyiyle bu düşü tanıyordu.
Hocam, bunun kalıtsal bir rüya olduğunu ve ağaçlarda yaşayan ilkel atalarımıza kadar uzandığını açıklamıştı. Onlar açısından düşme olasılığı, sürekli tehlike olarak varlığını sürdürüyordu... İlkel insanların çoğu, yaşamını bu şekilde yitiriyor ve hemen hemen hepsi ağaçlardan korkunç şekilde düşüyor, hızla yere yuvarlanırken ölümden kurtulmak için dallara tutunuyorlarmış.
İşte böylesi bir düşüş, -ölümcüllüğünü yi-tirmişse- çok ciddi organik bozukluklara yol açıyor ve beyin hücrelerindeki moleküllerin değişimlerini belirliyormuş. Bu değişimler, kuşaktan kuşağa düşünce hücrelerine iletilerek ırksal anıları oluşturuyorlarmış. Yani, siz ya da ben uyuyakaldığımız zaman, ya da uyuklarken, boşluğa yuvarlanıp tam yere değecekken bir çeşit baş dönmesiyle kendimize geldiğimizde, yalnızca, ağaç üstünde yaşayan atalarımızın duyduğu ırksal kalıtım anısıyla iletilmiş duygulan yeniden yaşamış oluyormuşuz.
Aslında bütün bu olaylar, içgüdüden daha fazla açıklanabilir değil. İçgüdü ise soyaçekim tezgâhında dokunmuş bir alışkanlıktan başka bir şey değildi. Sizin, benim ve tüm insanların tanıdığı şu ünlü "düşme" rüyasında, toprağa hiçbir zaman değmediğimize dikkati çekerim. Çünkü toprağa değmek ölümle eşanlamlı olacaktı. Oysa ki düşüşün sonuna ulaşan Ağaç adamları atalarımız toprağa değer değmez ölüyorlardı. Sarsıntının, düşünme hücrelerine ulaştığı gerçekti, ama atalarımız birdenbire ölüyor ve bu şoku bir sonraki nesle iletecek zaman bulamıyorlardı. Siz ve ben yerde paramparça olmayan şanslı ataların soyundan gelmekteyiz. İşte bu nedenle, her zaman yan yolda kalıyoruz.

Adem'den Önce, Jack LondonAdem'den Önce, Jack London
Fırat Çağlar MANTAŞ 
17 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Aşırı ilkel eğilimlerine rağmen Kızıl Göz'ün insanlığın habercisi olduğu söylenebilir, çünkü eşlerini öldüren tek canlı türü insandır.

Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 106 - ilya yayınevi)Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 106 - ilya yayınevi)
KubraYSN 
16 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bu düşünce yıllarca ömrümün her gecesinde aklıma takıldı- bir insan tek bir insan bulsam da kurtulsam .

Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 19)Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 19)
KubraYSN 
16 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Rüyalarımı anlatmadan önce bir açıklama yapmam gerekiyor. Yoksa benim çok iyi bildiğim, anladığım bazı şeylerin sizin için hiçbir anlamı olamaz.

Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 11)Adem'den Önce, Jack London (Sayfa 11)