ilk vazgeçemeyişim, ilk yenilgim gibi değil bu sefer. Bu sefer hakkını vererek vazgeçiyorum senden!.. Şiirleri ağlata ağlata, imla imla kanata kanata ayrılığın gözlerini.. Sensizken alamadığım nefeslerimi sızısıyla ciğerlerime çeke çeke vazgeçiyorum.. Çünkü anladım sevgili, Geceleri uykusuzluğumun nedeni de sen olmuyorsun mesela. Senli rüyalara uyanmıyorum artık. Herhangi bir semtin, herhangi bir kaldırımında yanımdan geçen biriyle benzeştirmiyorum seni, işte bu tam olarak sen demiyorum. Ama maruz gör, çok sevdim seni.. Haketmediğin kadar çok sevdim... Hiçbir kelime seni tarif etmeye yetmezken, kelime kelime aradım seni yokluğunun karanlığında. Vazgeçiyorum be sevgili.. Artık pişmanlıklarımda bile geçmiyor adın. Anladım, en dibe vurmuşum ben seninle. İçim, dışım her yanım yanmış yine de körü körüne bağlanmışım sevgine. İçinde küflenmeye yüz tutmuş sevginle avunmuşum günlerce.. Yüzüme vuran rüzgarda, kaşlarımı çatmama sebep olan güneşte bile sana dönmüş yüreğim. Nebze nebze yok olmuşum yokluğunun sıcak ateşiyle.
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
Sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
Yüreğindeki duruluğa...
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
Al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
Sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya,
Ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
Yüreğindeki kederi de
Alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
Günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
Biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
Aşkın bazen gitmek olduğunu,
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....