Kitap çok fazla gereksiz öğe barındırıyor, çok yavaş ilerliyor, kitabın yarısı adayı betimlemekle geçiyor. Kayalar böyleydi, ağaçlar şöyleydi, deniz böyle, toprak böyle falan filan, betimlemeler çok yersiz, sıkıcı ve rahatsız edici, kitabın işleyişi yüzünden böyle hissettim sanırım. Gelelim Mina Urgan’a. İngiliz Edebiyatında çok çok başarılı bir insan fakat çeviri çok kötüydü , yard, yarda, 10 ayak yarda gibi uzaklık birimlerini neden bizim anlayacağımız bir şekilde metrik sisteme çevirmedi? Eğer kitap Türk okuyucuya hitap ediyorsa ya parantez aç yada dipnot, açıklama ekle. Kayakale ne? Yuha ne demek? Ben Kayakale’ye 10 yarda yazısını 100 kez okudum, bir açıklama ekle ki 100 kez okumayayım, efor harcamayayım. Kitabı bir türlü içselleştiremedim. Olay dizisi inanılmaz sıkıcı, çocuklar sadece yürürken hayal kurup düşünüyor hepsi bu. Yürümek. Düşünmek. Hayal kurmak. Tartışmak. Kitap sembolizm üzerinden anlatılmak isteneni anlatıyor. Ralph demokrasiyi temsil ediyor, Jack demokrasiyi yıkmak, sadece avlanıp et yemek istiyor. Domuz avlamak, et yemek erkeklere özgü mantığı ile ilerleyen faşist kişilik. Simon ise Hz. İsa’yı temsil ediyor, büyük bir güç, her zaman iyi, kimseye karışmayan, sessiz sakin, olayları önceden sezen bir çocuk. Daha sonra doğruları ve gerçeği görüyor çocuklara anlatana kadar canavar sanılıp öldürülüyor. İsa bizim günahlarımız için öldü muhabbeti. Sembolizm çok kötü kullanılmış, karakterlerle bağ kurulmuyor, baş karakterlerden birisi öldüğünde hiç üzülmedim. William bu kitabı 10 tane Yayınevine götürmüş, evren artık mesaj gönderiyor, bastırma kimse okumaz diye. Kitabı alacak okuyacak olanlar sadece Mina Urgan’ın kitap hakkındaki fikirlerini okuyup yetinebilirler. Kitabın ismi Sineklerin tanrısı, insanların içindeki kötülüğü simgeliyor. Kitabı beğenenleri