On dokuzuncu yüzyıl başına dek gerçeğin ve güvenilir bilginin zirvesi sayılan bir tek bilim dalı varsa, o da Öklid geometrisiydi - yani hepimizin okulda öğrendiği geleneksel geometri.
Delikleri yirmi santimetre karelik bir ağ kullanan balıkçı, yirmi santimetreden küçük balık yakalayamayacağı için, denizdeki tüm balıkların yirmi santimetreden büyük olduğu sonucuna varırsa, yanılır! İşte bu, seçilim önyargıları dediğimiz şeye bir örnektir. Yani veri toplama ya da toplanan veriyi analiz etme sürecinde sonuca etki eden önyargılarımız, ulaştığımız sonuçların doğruluğunu etkileyebilir.
Olasılık ve istatistik, ekonomistlerin, siyasi danışmanların, genetikçilerin, sigorta şirketlerinin ve aslında çok geniş ölçekli verilerden anlamlı sonuçlar çıkarmaya çalışan herkesin en önemli silahları arasındadır. Matematiğin eskiden pozitif bilimlerin şemsiyesi altında olmayan alanlara bile nüfuz ettiğinden söz ederken, aslında manzaraya olasılık kavramı ve istatistiğin açtığı pencerelerden bakarız.
Bir sonuç kesin olarak tahmin edilemeyeceğine göre, farklı sonuçların gerçekleşme olasılıklarını hesaplamak ikinci en iyi yöntemdir. Tahmin ve varsayımlardan yola çıkarak sonuca ulaşmayı hedefleyen istatistik ve olasılık kavramı, sadece modem bilimin değil, ekonomiden spora kadar pek çok sosyal faaliyetin de önemli bir dayanağı olmuştur.