Orhan Pamuk'un Osmanlı imparatorluğu Istanbul'unda geçen bir hikayeyi anlattığı Beyaz Kale ,yazarın yayımlanan üçüncü romanı özelliği taşıyor .Ilk basımı 1985 yılında Can yayınlarından çıkan eser daha sonra Iletisim yayınları tarafından yayımlanmaya devam ediyor .Ben Iletisim yayınlarının 1997 tarihli 20. baskısından bu eseri okudum. Sahaftan aldığımdan dolayı yazılar biraz soluktu ve beni biraz zorladı . Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim kitapta sıkça yazım yanlışı mevcut . Özelikle birleşik kelimelerin yazımı ile ilgili yanlışlar dikkatimi çekti . 'Şey' geçen her şey ayrı yazılır, kuralına uyulmamış ya da gözden kaçmış diyelim :) Tabi Edebiyat öğretmeni olunca biraz da mesleki deformasyon sonucu bu ayrıntıları kaçıramazdım :)
Gelelim kitabın asıl kritiğine . Bahsettiğim nedenlerden dolayı kitabı ilk okuduğumda devam edememiş ve yarıda bırakmıştım .Içinde bulunduğumuz şu karantina günlerinde yarım bıraktığım kitapları tamamlamaya karar verdim. Beyaz Kale'ye iyi ki devam etmişim diyorum gerçekten bir Pamuk hayranı olarak bu kitap da beni okuma zevki açısından bir hayli tatmin etti .
Beyaz Kale 200 sayfalık bir roman ve üç ana bölümü var . Ilk bölüm kitabın keşfedilme hikayesinin yer aldığı ve yazarın sıkça başvurduğu postmodernist bir özellik olan üstkurmaca özelliğine sahip . Burada şuna dikkat etmenizi tavsiye ediyorum . Bu kitabı okumadan önce yazarın ikinci romanı olan Sessiz Ev'i kesinlikle okumanız gerekiyor . Çünkü dediğim gibi yazar bu üst kurmacayı tasarlarken Sessiz Ev'in başkişilerinden olan ve yazarın deyişiyle kendine en yakın hissettiği kişi olan Faruk Darvınoglu tarafından kitabın kesfedilip yayıma hazırlandığını özelikle belirtiyor .Hatta kitabın girişinde bu eserin Sessiz Ev'in diğer başkişisi ,güzel kızı ,Faruk'un kızkardesi Nilgün Darvınoğlu