The West has never been civilized, and capitalism has always fed on the blood of the innocent.Today, those who shout "human rights" slogans built a cruel system by shedding people's blood in the past.
Son zamanların en büyük mütefekkirlerinden Cemil Meriç Hoca'nın ( Cemil Meriç ) değerlendirmesi ile, Bediüzzaman Said Nursi ( Bediüzzaman Said Nursî ) ve Risale-i Nurların ( Risale-i Nur Külliyatı ) günümüz insanı için ne kadar önemli olduğunu anlamama vesile olan bu eseri okurken, sanki karşımda Cemil Meriç Hoca ile sohbet ediyormuşum gibi hissettim ve çok istifade ettim. Sadece Risale-i Nurlar hakkında fikirlerini değil sosyoloji, psikoloji, felsefe gibi farklı alanlarda da Hocanın başka eserlerinde pek rastlamadığımız düşüncelerine yer verilmesi eserin kıymetini pek ziyade artırmış. Kitabı daha iyi anlamak ve fikir sahibi olunabilmesi adına son bölümde yer verilen "Son Sohbet" bölümünü sizlerle paylaşıyorum.
İstifadeli okumalar dilerim...
"SON SOHBET
Son suallerim ve cevapları şöyle olmuştu:
– Bediüzzaman Said Nursî ve eserleri olan Risale-i Nur hakkındaki görüş ve fikirlerinizi öğrenebilir miyim?
On yıl evvel Bediüzzaman ve eserlerini tanıyamamanın bedbahtlığı içindeyim. İlk defa, rahmetli Sedat Yenigün bana risaleleri okumuştu. Gençlik Rehberi’ni getirmişti. Fidan gibi, imanlı bir gençti, acı anarşisinin kurbanı oldu. Sonra Muhsin Demirel, Mehmed Paksu ve sizler bana Nurları okudunuz. Büyük bir hürmet ve muhabbetle, ekser risaleleri can kulağıyla dinledim. Bir Türk aydının bu büyük ve ulvî hazineden haberdar olmaması düşünülemez. Bediüzzaman ve eserlerine olan alâkasızlığımız, tam bir yüz karasıdır. Said Nursî, dağ başında vaaz eden bir mürşid. Hor görülenler, her şeyini kaybedenler, mukaddesleri çiğnenenler akın akın ona koştu. Nassların yalçın duvarları arkasından geliyordu bu ses; tarihin içinden geliyordu. Kabuğuna çekilmiş yüzbinlerce insanı canlandırdı. Bu hayali insanlar, o konuştukça gerçekleşti.
Yakın tarihimiz tek mücahit tanımıştır: Said Nursî altmış yıl her kahra, her cefaya
12 yıl eğitim hayatı boyunca haftada en az iki defa, 'hazırol' vaziyette dinlenen marşın, ilham olunan Şairini daha yakından tanımak isteyen herkesin okuması gereken bir eser. Yalnızca İstiklal Şairini değil, dönemin Edebiyat, Sanat ve Felsefe anlayışını merak edenlerin de fazlasıyla memnun kalacağı, hazırlanması için ciddi emek harcanan başarılı bir yapıt olduğunu düşünüyorum.
Başlık seçimini kısmen başarız bulduğumu söyleyebilirim zira eser yalnızca iki Şairin çatışmasını anlatmıyor, o döneme ışık tutuyor. İki farklı ideolojinin karşı karşıya gelmesi sonucu edebiyat, felsefe, tarih gibi konularda ciddi değişikleri gözler önüne seriyor. Bunu, dönemin önde gelen edebiyatçılarının o süreçte yazmış oldukları eserler ve yapmış oldukları röportajlarla güvenli bir şekilde okuyucuya sunuyor. Dönemin birinci el kaynaklarından alıntılar yapıp parçalara yer vererek anlatımını güçlendiriyor. Yazar her ne kadar kendi yorumunu dahil etse de çoğunlukla döneme ait belgelere ve tarafların eserlerine yer vermiştir. Bu ve benzer sebeplerden dolayı yazarın 'taraf tutması' ndan ötürü kitaba burun kıvırmak yalnızca basit bir okuyucunun yapacağı davranıştır.
Okurken bilmenin hazzını, öğrenmenin huzurunu doyasıya yaşadığım bu eseri herkese tavsiye eder, okuyacak olan herkese keyifli okumalar dilerim.
Eser kendini okuttuğu sırada kısa bir süre durup düşündüğünüzde, aslında okumuş olduğunuz şeyleri bir yerlerde duymuş yahut görmüş olabileceğiniz düşüncesine kapılabiliyorsunuz. Bu düşüncede pek de yanılıyor sayılmazsınız çünkü "Tarihin İlk Kişisel Gelişim Kitabı" olarak nitelendirilebilecek bu eser, günümüz yaşam tavsiyelerinin pek çoğunu içinde barındırıyor. Eserde sık sık tekrara düşülmesi kalitesini düşürse de buna rağmen okumaya değer, faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Keyifli Okumalar Dilerim...
Kitaptaki şiirler:
Orhan Veli'den nükteyi
Nazım Hikmet'ten serbestçiliği
Attila İlhan'dan politikayı almış
Harmanlanmaya çalışılmış fakat zannımca başarılamamış. Ortaya birbirine karışması gereken ama karışmayan bir bulamaç çıkmış. Muhtemelen eşi benzeri yoktur evet, burdan ne kadar değer kazanırsa hemen hemen değerinin fazlası olmadığını düşünüyorum. Eğer mükemmel şiir homojen ve tuzu kararında bir ayrana benzetilirse bu şiirler bence: "Tuzu kararında olmayan heterojen bir ayrandır."
Not: Şiir zevkim ve mevcut birikimim neticesinde şimdi böyle düşünüyorum. İleride belki daha farklı düşünebilirim.