Diyar pala

Aşkı uzun süre bir varış sandım. Bir liman. Bir ev. İnsanın yorulunca dönebildiği güvenli bir yer. Sonra büyüdüm. Ve aşkın bir yer değil, bir iklim olduğunu öğrendim. Bazı insanlarla içimizde bahar açıyor. Bazılarıyla uzun süren bir güzü yaşıyoruz. Bazıları ise içimizden geçip gidiyor; ardından mevsimlerin adı değişiyor. Aşkın en garip yanı şu ki, Bir insanı tanımaya çalışırken biraz da kendini tanıyorsun. Neleri kıskandığını. Nelerden korktuğunu. Ne kadar bekleyebildiğini. Ne kadar incinebildiğini.. @Whitedaisy_
İnsan ve Duygular
Diyar pala
🙏🙏🙏🙏🙏
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·428 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 00:53
“Hepsine hükmedecek tek bir kitap.” Yüzüklerin Efendisi serisi benim için böyle bir eser: türünün en iyisi, eşsiz, benzersiz.. (Abartmayı hiç sevmem.) Bu seriye veda etmek beni her seferinde üzüyor. Okurken hiç bitmesin istemiştim, ama her güzel şey gibi o da bitti. Neyse, üzelmeye gerek yok zamanı gelince Silmarillion’u okuyup devam ederiz. "Ve o gemi gittiğinde, Orta Dünya’da Yüzük Kardeşliğinden kimse kalmamış.” (içim buruk) Kitabı okurken Tolkien’e hayran olmamak elde değil. Her şey öylesine detaylı düşünülerek yazılmış ki ortaya gerçekten mükemmel bir evren ve olağanüstü bir hayal gücü çıkmış. Zaten dili çok akıcı, derin ve şiirsel. (Büyük Üstad) Okurken her karakterin korkularıyla, arzularıyla ve güçle sınandıkları yollarda onlarla beraber yürüyorsunuz. Ben de sanki sadece kitabı okumakla kalmadım onlarla birlikte yüzüğü Mordor’a götürdüm. Frodo’nun yükünü, yüzüğün ağırlığını hissettim. Yüzüğün ağırlığı demişken, onun birine neler yapabileceğinin en açık kanıtı Gollum’du. Trajik ikiliği, yüzüğün gücünün gözle görülür yansımalarından biriydi. Sinsiliğine kızsam da ona üzülmeden edemiyorum. Yazık, zavallım. Bütün karakterler hakkında tek tek yazmayacağım ama karanlıkla aydınlığın savaşı söz konusuysa, ben aydınlık taraftaki tüm karakterleri çok seviyorum. Onlardan biri de Faramir’dir: Çok sağlam karakterli, asil, bilge, nazik ve iyi bir lider. Yüzüğün gücüne direnme yeteneği, ülkesini savunmaya olan bağlılığı da kendisine hayran bırakıyor. Kendisinin daha çok abartılması gerektiğini düşünüyorum. (Filmde hakkının yendiği aklıma gelince moralim bozuluyor) "Fakat artık korkma! Ben bu şeyi almak istemem, şurada yol kenarında olsa bile almam. Minas Tirith'te taş taş üstünde kalmayacak olsa ve şehri kendi iyiliği ve benim şerefim için, sadece ben, ancak Karanlıklar
Yüzüklerin Efendisi - Kralın DönüşüJ. R. R. Tolkien · Metis Yayıncılık · 201811,6bin okunma
Diyar pala
🙏 🙏 🙏 🙏 🙏
7/10
·384 syf.··
2026 7. kitabı
Merhaba, yeniden bir kitap ile karşınızdayım. Koca bir alkış… Ocak ayını 6-7 kitap ya da daha fazlası ile kapatacağız sanırım hahahah Şimdi okuduğum bu güzel mi yoksa orta derecemi olan kitabı değerlendirmeye gelelim. Konusu; 1879 yılının İngiltere’sinde kadın haklarını savunmaya çalışan ve bunun için bir süfrajet( mavi çoraplı) olan Anabelle ve tuhaf bir şekilde yolları kesişen sessiz sakin, duygularını görmezden gelen Dük Sebastian hakkında. Yoruma gelecek olursak; kadın haklarını daha çok savunmalarını bekliyordum. Anabelle’nin, Dük konusunda daha sert daha kararlı olmasını bekliyordum. Sonuçta bu bir kitap ve hayal gücümüzün sınırlarını zorlayabiliriz. Bu yüzden kitapta Anabelle’i daha sert daha kararlı ve davasından dönmemek için düke bile hayır diyeceğini düşündüğüm bir karakter olmasını bekliyordum. Ama olmadı. Yine bir aşk için madem benimle evlenmiyor metresi olsam mı havalarına girilen bir durum oldu. Dük ona seninle evlenemem, eşit şartlarda değiliz. Sen taşralı bir kızsın ama gel metresim ol dediğinde; okkalı bir tokat ve bir daha ona geri dönmeme beklerken; karşılaştığım manzara; dükün teklifini kabul etsem mi acaba, yoksa açlıktan, sefillikten öleceğim oldu. Ama tabii kızımızın yoluna başka seçenekler de çıktı ve doğru olanı seçer gibi oldu. Çünkü; son aşk itirafında Dük’e sen itiraf etmeseydin sensizliğe katlanamayacağımı anlayıp metresin olmaya karar verecektim dedi. Pardon!!!!! Ya ben çok uçarı düşünüyorum ya da kızımız tuhaf!! Fakat; o zamanı düşünürsek hâlâ aklım almıyor. O zamanın şartlarında yaşasam; o zamana uygun olmayan bu kadın hakları düşüncelerimden ve çok konuşmamdan sanırım ya hapse atılırdım ya da idam edilirdim. Ayrıca Gurur ve Önyargı kitabına bazı yerler de benzettim. Ki gönderme vardı. Elizabeth bile gururu ile kendini korumayı
1000Kitap
Dize Getirilen DükEvie Dunmore · Olimpos Yayınları · 202594 okunma
Diyar pala
👏👏👏👏👏
“Tekrar konuya dönelim İbni Sabbah, cennette bulunduğumu sanmayı çok isterdim dedin. İyi ama buna inanıyor olsalar bile aşağıdaki fedailerin eline sence gerçekten de çok şey mi geçmiş oluyor? Neticede her yerde bulabilecekleri yiyecekleri yiyip, güneşin altında yüzlercesini bulabilecekleri kızlarla hoşça vakit geçirecekler hepsi bu.” “Hiç de değil,” diye karşılık verdi Hasan. “Sıradan biri için yemekler aynı olsa bile nerede yediği çok şeyi değiştirir. Aynı yemeği bir kralın sarayında yemekle basit bir kervansarayda yemek aynı şey midir? İnsan birbirlerine tıpatıp benzeseler bile bir prensesle sütçü kız arasında ayrım yapamaz mı? Mutluluğu, zevki yalnızca duygularımızla algıladığımız için hissetmeyiz. Bu çok sayıda etmenin işe karıştığı karmaşık bir süreç sonunda gerçekleşir. Satın alınmış bir köle kızla ebedi bakire kalacağına inandığınız bir huriden alacağınız zevk tamamen bambaşka olacaktır.”
Diyar pala
Uzun bir alıntı :)
Büyük Defter
Puan vermedi·344 syf.··
2025 32. kitabı
Kitabı sevdiniz mi dediler. Tabii ki hiç sevmedim. İnsan böyle bir kitabı severek okumaz ki. Olsa olsa kaşlarını çatıp dişlerini sıkarak, gözlerini kocaman açıp merakla okur.Evet. Roman çok akıcı. Çok kısa sürede bitirdim. Kurtulmak mı istedim meraktan mı öldüm artık siz istediğinizi seçin. Evet savaşın acı gerçekleri, çirkin çıplak yüzü. Ama savaş, ensest, pedofili, tecavüz, ruhsal hastalık, göç, mültecilik hepsi aynı pakette. Bana biraz fazla geldi açıkçası. Bu yüzden kapağı kapatır kapatmaz unutmaya karar verdim. Ancak yazarı merak edip araştırdım. 2. Dünya savaşını yaşamış ve muhtemelen birçok olaya şahit olmuş.Yani eser yarı otobiyografik. (Ama röportajlarında subay sahnesini ( mazoşist, pedofili, pornografi) yazmaktan pişmanlığını dile getirmiş.) Yazarın neden böyle mesafeli, sert bir dil kullandığını da anlayabiliyor insan. “Stephen King, ‘Her zaman yazacağım kitapların bir tür kişisel saldırı gibi olması gerektiğini düşündüm ki, bence her romancı böyle yapmalı. Masanın karşı tarafından biri uzanıp iki eliyle yakanıza yapışmış ve sizi tartaklamış gibi bir his bırakmalı. Aklınızı başına getirmeli… Eğer bir okurdan ‘yemeğim boğazımdan geçmedi’ diye bir mektup alırsam, o anki hissiyatımı ancak harika sözcüğü özetleyebilir.’” Diyor.Bu kitap bunu fazlasıyla yerine getiriyor. Keyifli okumalar diyemiyorum. Hassas insanlara tavsiye edemiyorum. İsteyen okusun tabii.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Diyar pala isimli okura yanıt verildi
Diyar pala
Nevnihalç daha rahat okunur