Kendimi iyi hissetmek için başlattığım eyleme aylardır devam ediyorum. Yazmak… Geceleri satırlar arasında sabahlıyor, öğlen saatlerinde ise iş başı yapıp hayat akışıma devam ediyorum. Elbette bunca süreç içerisinde hüzünlendiğim, güldüğüm hatta belki kahkaha attığım hatta belki de bir anlığına da olsa yazma eylemimi ve neden yazdığımı unuttuğum anlarda olmuştur… Ancak elbet o his her zaman bir şekilde dönüp dolaşıp kapımı çalmayı başardı. Kendini hatırlatarak kalemi elime tutuşturdu her seferinde… İlk başlarda -evet- yalnızca kendimi iyi hissetmek için yaptığım bir eylemdi ancak sonrası… Buradan bir dünya yaratabileceğimi asla bilmiyordum ya da en azından o pencereyi göremiyordum. Yazdıklarımı gönderebileceğim bir posta kutusu olmadığı için birikenler bir kitaba dönüştü. Aylardır yalnızca kendimi iyi hissetmek için yaptığım eylem günün sonunda koca bir dünya koca bir evrenle karşıladı beni. -Okuma Zamanınız- geldiğinde belki kiminiz bu evreni Utopia, belki de kiminiz Dystopia diye tanımlayacak. Ben ise yalnızca yaratım sürecinde ki hissettiğim his ile tanımlayarak kapımı çalmaya her zaman devam etmesini umacağım...
Konu her ne olursa olsun… Kötü hissettiğiniz zamanlarda, kendi içinizde yok olmayın. Tüm kötü hissinizi bir -yaratma- eylemine dönüştürün. Spor, resim, müzik, matematik ya da yazmak.. Her ne olursa… Mutlaka herkesin dokunabildiği bir yer vardır. İşte tüm o kötü hissinizle oraya dokunmaya başlayın. Kim bilir belki günün birinde bir Mozart, bir vanGogh, Shakespeare ya da Einstein olursunuz ancak -günün birinde- bunlar olmasa bile -günün sonunda- kesinlik çerçevesinde olacak bir şey var. -Aynada- farklı bir şey gördüğünüzün gerçekliği. -İyi hisseden biri…-
Ya da… Tüm bunları boşverip, içip-içip sızıp ağlayın seçim elbette sizin…
A bu arada GÜNAYDIN-
E.W