Aslıhan Gönen

Aslıhan Gönen
@Tiras
9/10
·575 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2019 03:48
“İnsan ada değildir, bütün de değildir tek başına, anakaranın bir parçası, okyanusun bir damlasıdır; bir kum tanesini bile alıp götürse deniz, küçülür avrupa, sanki kaybolan bir burunmuş, dostlarının ya da serin bir yurdunmuş gibi; bir insanın ölümüyle eksilirim ben, çünkü bir parçasıyım insanlığın; işte bu yüzden hiç sorma çanların kimin için çaldığını, çanlar senin için çalıyor.” John Donne hamingway’in martha gellhorn’a ithaf ettiği kitap. İspanya, Hamingway’in kendi ülkesinden sonra en çok sevdiği ülkeymiş ve ispanya’da iç savaş başladığı sıralarda bahama adaları’ndaymış. Kendi bütçesinden belirli bir miktar ispanya için harcamış hatta. Bu masrafı karşılamak için ise savaş muhabiri olarak birkaç kez ispanya’ya gitmiş. Savaşın başında madrid’de bulınduğu zamanlarda ispanya iç savaşı hakkında bir roman yazma isteği doğmuş içinde ve andre malraux ile savaşı aralarında paylaşmışlar. 1937 ‘ye kadar olan kısmı malraux, diğer kısmı ise hamingway yazacakmış. Malraux hızlı davranıp o yıl aralık ayında umut isimli romanını yazmış, fakat 1939 yılında hemingway’in romanı daha bitmemiş. Kitap sadece 3 günü ele alıyor ve sık sık sadece şimdi vardır diye yineleniyor kitapta. Hamingway şimdiyi anlatmayı çok seviyor anladığım kadarıyla. Zaten kendisi de günlük hayatında sadece şimdi vardır diyormuş. Şimdiye çok önem veriyormuş. Ayrıca karakterleri konuşturmayı da çok seviyor hamingway ki bunu kitabı okurken daha iyi anlıyor insan. Aynı anda bir çok karakter konuşuyor ve bazen hangisi hangisiydi karışabiliyor. Yalnızca şimdiyi anlatıldığından betimlere sıkça yer vermiş hamingway, yer yer çok sıksa da kitabın içine alıyor betimlemeler diğer türlü çok yavan kalırdı diye düşünüyorum. Ayrıca kitapta işlenen aşk biraz yüzeysel kalsa da, 3 güne büyük bir aşk sığdırılmaya çalışılmış, bir
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Engin Yayıncılık · 014,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
Ve dağlar yankılandı kitabında diğer iki kitaptaki etkiyi hissedemedim ama yine de oldukça güzeldi tabi bunu inkar edemem. Kitapta bir çok farklı karakter üzerinden tek bir hikaye çıkartmaya çalışmış huseyni. Bana göre başarılı olmuş mu olmuş. Fakat bazen anlam kargaşalarına sürüklendim okurken çünkü bir zaman geçmişten bahsederken birden günümüze dönmesi nereyi ve ne zamanı anlatmaya çalıştığını anlamamı zorlaştırdı. Ama kitabın içine girince bunların bir önemi kalmıyor tabi. “İnsanlar habire bunu söyler. 'Anlamsız bir şiddet eylemi. Anlamsız bir cinayet.' Anlamlı bir cinayet işlenebilirmiş gibi...” “Sevecenlik bir insanın asla pişman olmayacağı tek şey. Yaşlandığında kendine kesinlikle şöyle demezsin: Ah, keşke şu kişiye iyi davranmasaydım.” “Benim bir köpeğim var." dedi Peri. "Öyle mi?" "Görmelere değer bir cins." dedi Nebi dayı ön koltuktan. "Adı Şuja. Üzgün olduğumda hissediyor." "Köpekler öyledir," dedi Bayan Wahdati. "Bu konuda tanıdığım çoğu insandan iyidirler."
Edebiyat
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202241,9bin okunma
7/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2019 15:29
Murat Uyurkulak’ın bir intikam romanı adı altında yayımladığı kitabın adı. “Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.” cümlesi ile başlayıp, “bir ihtimal olduğunda devrim ne kadar da güzel.” cümleleri eşliğinde bitiyor roman. Olay örgüsü başlarda inanılmaz karmaşık. Ne zaman, nerde, kimden bahsedildiğini anlamak için oturup biraz düşünmek gerekiyor. Ama karakterleri tanıyınca, karakterlerin iç dünyalarıyla yüzleşince su gibi akıp gidiyor. Şair’den, ahmed’den, ismail’den, yüksel’den, esmer’den, ada’dan ve daha bir sürü insandan kopulamıyor kitap bittikten bir süre sonra. Yer yer sıkan, okumaktan bıktıran, yer yer kendi alemine çeken, elden düşürülemeyen güzel bir roman. “Çünkü sıkıntı öldürür. Ve ama sıkıntı öldürüyor. Acı ve öfke değil, ama sıkıntı öldürüyor. Çok geçici, anlık, masum, makul olabiliyor sıkıntı, ama öldürüyor. Sıkıntı eğlence istiyor, tatil istiyor çünkü. Tatil çoğulluğa, çoğulluk gövdelere, yeni kelimelere, yeni yüzlere yol açarak öldürüyor. Sıkıntı davet ediyor, açıyor. Acı ortak olmayanı defediyor, kapatıyor. Sıkıntı çözüyor, öfke bağlıyor. Sıkıntı plan program demek çünkü. Program yazlıklara savuruyor, sayfiyelere, yumuşak içkilere, pahalı yemeklere yol açarak çözüyor. Acı kendi yasasını durmadan fısıldıyor, öfke hatırlatıyor oysa: dağılmayın, unutmayın, yetinin, oturun oturduğunuz yerde. Ama sıkıntı savuruyor, parçalıyor, gebertiyor. Sıkıntı kutlamalar, şenlikler istiyor çünkü. Sıkıntı ille de dans diyor, kahkaha diyor, acının da öfkenin de içini boşaltıyor. Acı ve öfke korkuyu yeniyor, sıkıntı okşuyor. Sıkıntı arzuyu kaşıyor, acı ve öfke terbiye ediyor. Acı değil, öfke değil, sıkıntı öldürüyor. “ “Yirmi otuz saniye... insanın hayatını yirmi otuz yıl değiştirmiyor, ama yirmi otuz saniye değiştiriyor.” “Bazı ruhlar tanrı katına bir miktar daha
Edebiyat
TolMurat Uyurkulak · April Yayıncılık · 20172,465 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 16:43
Tanım: Çernişevski’nin 19. Yüzyıl sonlarında cezaevinde yazıp tamamlayamadığı romanıdır. Bu romanı 4 aralık 1862 ile 4 nisan 1863 arasını kapsayan 4 aylık sürede kaleme almış çernişevski. 4 ay deyip geçmemek de lazım tabi. 4 ay sonunda yazılan bu roman rus toplumu üzerinde öyle büyük bir etki bırakmış olmalı ki dostoyevski, tolstoy ve lenin gibi pek çok yazar uzun süreler tartışmışlar kitapta sarf edilen satırları. Kitabın konusu adı gibi apaçık. “Nasıl yapmalı?” İş hayatından aşk hayatına, aradığımız her şeye dair nasıl yapmalı da etmeli diye sorabiliyoruz gün içinde, hemen hemen bu soruların tümüne yazar çok güzel cevaplar vermiş olsa gerek ki okurken işte böyle yapmalı diyebiliyor insan. Kitaba dair en çok insanı içine çeken şey ise, her şey o kadar sıradan ki, olağan dışı hiç bir şey yok, nefret yok, entrika yok... her şey olması gerektiği gibi insanca işlenmiş. Kötü karakterler olması gerektiği gibi kötü, iyi karakterler olması gerektiği kadar iyi. Herkes sıradan. Bunu çernişevski de sık sık dile getiriyor zaten kitapta. Sık sık okuyucusuyla gerek kısa gerek ucun sohbetler ediyor. Bazen bizlere sinirleniyor bazen sevecenlikle yaklaşıyor. Bazen olay örgüsünden koparak bizlere bir şeyler anlatıyor, bazense ufak ipuçları vererek merakımızı gideriyor. Zaten kitapta en ufak bir sır yok, tüm olaylar gözümüzün önüne seriliyor. “(...) bu bakımdan size kurnaz bir kimse gösterirler ve ‘bu gördüğün adam var ya, onu kandıracak adam daha anasından doğmamıştır’ derlerse, hiç düşünmeden kendisini kandırabileceğinize dair bahse tutuşun ve bire on koyun. Yalnızca bir insan olmanıza, yani kurnaz falan olmamanıza karşın eğer isterseniz o anasının gözü denen adamı kandırdığınızı göreceksiniz. Hele onun kendi kazdığı çukura düşeceği konusunda bire yüz bahse girebilirsiniz. Çünkü
Edebiyat
Nasıl Yapmalı?Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy · Kor Kitap Yayınları · 20191,402 okunma
Puan vermedi·436 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2019 16:18
italo calvino’nun, ikiye bölünen vikont, ağaca tüneyen baron ve varolmayan şövalye isimli öykülerini atalarımız adı altında topladığı kitaptır. kitaba atalarımız ismini vermesinin nedeni kendi deyimi ile “çağdaş insanın atalarının soyağacını çıkarmak” içindir. calvino bu üç öyküyü 1950-1960 arasındaki 10 yıllık süreçte kaleme almıştır. ikiye bölünen vikont öyküsünde medardo’nun her şeyi ikiye bölmesinin sebebi şu eşsiz kelimelerle anlatılmıştır: “bütün olan her şey böyle ortadan bölünebilecek olsa,” dedi, kayalara dizdiği, çırpınan yarım ahtapotları okşayan dayım, “herkes körelmiş, cahil bütünlüğünden sıyrılırdı. bütünken, her şey doğal, bulanık, hava gibi saçmaydı benim için; her şeyi gördüğümü sanıyordum, oysa gördüğüm kabuktu sadece. sen de bir gün kendinin yarısı olursan, ki olmanı dilerim evladım, tam beyinlerin sıradan akıllarının ötesinde neler bulunduğunu anlarsın. kendinin, dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama kalan yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. o zaman sen de, her şeyin kendin gibi bölünmesini, parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik de, bilgi de, adalet de ancak parçalara bölünmüş olanda vardır.” ağaca tüneyen baron öyküsünde şu kısacık cümle ise bir çok soru işaretine cevap verir nitelikte: “neye inanacağını bilmese de, sonuna dek kesinlikle inanmaya çalışarak iman etmeye adanmış ömrünün sonunda, ölmeden önce neye inandığını hala anlayabilmiş değildi.” varolmayan şövalye öyküsündeki şu cümle adeta hayatın kısa bir özeti: öykü yazma sanatı, yaşamdan anlayabildiğimiz hiçten, geri kalan bütün şeyleri çıkarmayı bilme sanatıdır; ama sayfa sona erdi mi yaşam yeniden başlar ve bir bakarız ki, bildiğimiz şey gerçekten koca bir hiçmiş.
Edebiyat
AtalarımızItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2020238 okunma