Onur Biçer

Onur Biçer
@Tolkien_
Kitap içerikleri paylaştığım YouTube kanalıma ulaşmak için: youtube.com/@OnurunKitapligi Instagram hesabıma ulaşmak için: instagram.com/onurun_kitaplig...
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Yüksek lisans
İstanbul
İstanbul, 5 Mart 1990
334 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Kardeşi Adnan Veli Anlatıyor: Orhan Veli'nin Tiyatro Sevgisi
''Okullar tatil olunca, yazı geçirmek için her yıl Boğaziçi'ne gelirdik. Bir gün Beykoz'daki evimizin bahçesinde, tiyatro açmak fikri Orhan'ın aklına geldi. Ama sahne ve tribün yapmak, masrafa bağlıydı. Orhan da bu niyetinden bir türlü vazgeçmiyordu. Civardaki bir odun ardiyesinden ince sırıklar çalarak bir sahne hazırladık. Tanıdık bir kahveciden elli iskemle ile bir lüks lambası kiraladık. Orhan'ın bir gecede hazırladığı üç perdelik bir dramı, iki gün içinde sahneye koyduk. Kılık kıyafet tedariki için topumuz birden seferber olduk. Komşulardan cübbe, sarık topladık. Temsil başarı ile sona erdi. Orhan o gece çok heyecanlıydı. Daha o yaşlarda, sanatın doyulmaz tadına ulaşmıştı.''
Sayfa 51·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Melih Cevdet Anlatıyor
''Tanışmamız galiba 1931 yılına düşer. Liseyi bir mektepte okuduk. Benden bir sınıf yukarıdaydı. Kimi derste kaçar, demiryoluna iner, ahşap istasyon binasında şiirden, tiyatrodan konuşurduk. Sesimiz adındaki okul dergisine yazılar yazardık. Delikanlılığımızın hemen en güzel günleri bir arada geçti.''
Sayfa 49·Kitabı okudu
Oktay Rifat Anlatıyor
''Orhan'ı ilk mektebin beşinci sınıfından beri tanırım. Asıl dokuzuncu sınıfta can ciğer arkadaş olduk. İkimiz de şiir delisiydik. Orhan zil çalar çalmaz yanıma gelir. 'Teneffüsü gâvur etmeyelim Oktay' derdi. Şiir söz edelim, şiir konuşalım demekti bu. Bir yıl sonra İstanbul'dan Melih (Cevdet Anday) geldi. O da bizim gibi şiire tutkundu. Üç kafadar çocukluktan delikanlılığa el ele geçtik.''
Sayfa 49·Kitabı okudu
Ne Çekmişsin be Orhan Veli...
''Buna göre beş yaşında mutfaktaki tavada köfte kızartılırken usulca tavanın yanına sokulmuş, elindeki çatalı köftelerden birine saplamak istemiş, çatal kayıverince kızgın yağ üstüne dökülmüş, ağır şekilde yanmış. Kız kardeşi Füruzan Yolyapan verdiği bir mülakatta ağabeyi Orhan Veli'nin bu yanık neticesiyle sırtında kalıcı yanık izleri olduğunu ifade eder. Orhan Veli uzun süren bir tedaviden sonra kurtarılmış. Yedi yaşında Halife Abdülmecit Efendi tarafından tertiplenen sünnet merasiminde diğer çocuklarla birlikte Yıldız Sarayı'nda sünnet ettirilmiştir. Dokuz yaşında kızamık geçirmiş, on yaşındayken hizmetçileri Fatma Hanım'ı flobert tabancasıyla korkutmak istemiş, tabanca ansızın ateş alınca genç kızın karnından ağır şekilde yaralanmasına neden olmuştur. On iki yaşında Beykoz çayırında oyun oynarken diz kapağını dikenli tele takmak suretiyle ağır şekilde yaralanmış, on yedi yaşında kızıl hastalığa yakalanmış, 1939 Ağustos'unda Ankara Çubuk'ta bir otomobil kazasına karışmış ve ağır şekilde yaralanıp 20 gün Numune Hastanesi'nde komada kalmış. 1943'te askerlik yaparken Gelibolu'da attan düşmek suretiyle yaralanmıştır. 1950'de ise Ankara'da karanlık bir sokakta belediye tarafından açılan, uyarı levhası bulunmayan bir çukura yuvarlanmış, başını çarpmış, iki üç gün sonra İstanbul'da 14 Kasım'da fenalık geçirmiş, hastanede alkol zehirlenmesine karşı tedavi yapılmış, oysa kazanın etkisiyle beyin kanaması geçirmekteymiş. Anlaşılamamış. Aynı gün saat 20.00'de komaya girip 23.20'de komadan çıkamayarak Cerrahpaşa Hastanesi'nde vefat etmiş. İşte Adnan Veli'nin ağabeyinin başına gelenleri kısaca özetlediği ilginç olaylar dizisi...''
Sayfa 17·Kitabı okudu
Bir İstanbul beyefendisi
9/10
·194 syf.··
2024 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2024 21:18
Eski İstanbul merakımı beni takip edenler bilir. Aydın Boysan’ın Nereye Gitti İstanbul? kitabı, odak noktası İstanbul olan anılardan, Aydın Boysan’ın fikir yazılarından oluşan bir kitap. Kitapta anlatılanlar genel olarak 2000’li yılların başında kaleme alınmış gibi. Kendisini vefatından önce takip ederdim, sevdiğim bir entelektüeldi. Özellikle eğlenceli hâli, mizahi üslubu hoşuma giderdi. Bu kitabını -yine bir başka İstanbul kitabıyla birlikte- YKY’de görmüştüm. Alalı epey olsa da anca fırsat buldum ve okudum. Kitaba geçmeden önce biraz Aydın Boysan hakkında bilgi vermek isterim. 1921 İstanbul doğumlu olan Boysan, neredeyse 100 yıllık, dolu dolu bir ömür geçirmiş. 1939 yılında Pertevniyal Lisesinden mezun olmuş. 1945’te Güzel Sanatlar Akademisini (Mimar Sinan Üniversitesinin Mimarlık Bölümü) bitirmiş. O dönem İstanbul’un İstanbul olduğu bir yerde, Narlıkapı-Samatya dolaylarında büyümüş. Sık sık Heybeli’ye gitmiş; İstanbul’un havasından, suyundan doya doya istifade etmiş. Denizin, İstanbul’un bozulmamış doğasının tadını çıkarmış. Bazı anlattıklarını okurken kendisine çok özendim, yalan yok. Bütün bunların yanında Boysan’a ayrıca üzüldüm. Çünkü çocukluğunu, gençliğini ve hatta orta yaşlılığını geçirdiği İstanbul’la, son 50 yıldaki İstanbul arasında korkunç bir fark oluşmuş. Kendisi bunu yer yer ifade etmiş. İstanbul’a yabancılaştığını, zaman zaman İstanbul’da nerede olduğunu bilemediğini söylemiş. 20’li yıllarda doğan, o eski İstanbul’un havasını soluyan biri için acı olsa gerek. O bildiğiniz şehrin, artık sizi içinde kaybolacak kadar yuttuğunu fark etmek, o samimi şehir havasının çok geçmişte kaldığını bilmek oldukça üzücü. Kitabın kapağında ‘‘Yaşantı’’ başlığı var. Kitabın türü için deneme-anı desek yerinde olur. Kısa kısa bölümler hâlinde Boysan’ın fikirlerini ve
Nereye Gitti İstanbul?Aydın Boysan · Yapı Kredi Yayınları · 2012155 okunma