Onur Biçer

Onur Biçer
@Tolkien_
Kitap içerikleri paylaştığım YouTube kanalıma ulaşmak için: youtube.com/@OnurunKitapligi Instagram hesabıma ulaşmak için: instagram.com/onurun_kitaplig...
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Yüksek lisans
İstanbul
İstanbul, 5 Mart 1990
334 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Kurgusu ve Tekniği Zayıf Bir Roman
7/10
·112 syf.··
2024 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2024 15:55
İlk kadın romancılarımızdan Fatma Aliye’nin Udi romanı hakkında bir şeyler söylemek isterim. Roman, 1899 yılında önce İkdam gazetesinde tefrika edilir, sonrasında İkdam Matbaası’nda basılır. Konu bakımından klasik Tanzimat Dönemi romanlarını andıran bu romanda, başkahraman Bedia’nın müziğe ve uduna düşkünlüğü ile yaşadığı aşkın acıları birlikte işlenmiş. Kitabın adı Udi olunca hâliyle konunun daha çok kahramanın müzisyenliği üzerinden ilerleyeceğini düşünüyorsunuz fakat bence aldatılan bir kadının sevdiği adamla haysiyeti arasında bocalamasından ibaret bir konusu var. Ut, Bedia için hayatının anlamı olsa da romanda Bedia’nın her hareketi eşi kaynaklıdır. Konuya çok girmeden romanla alakalı bazı eleştirilerimi paylaşmak istiyorum. Roman, Tanzimat romanlarının tüm klişelerine sahip. Tesadüfler, anlık gelişen olaylar, her şeyin çabucak gerçekleşmesi, Ahmet Mithat’ta da sıkça gördüğümüz romanın akışını keserek bilgi verme gibi özellikler mevcut. Maalesef 1870’lerde görülen ilk romanlarımızdaki acemilikler, teknik kusurlar bu romanda da devam ediyor. Aynı yıllarda yazılmış Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi romanlar düşünüldüğünde bu eserin teknik bakımdan çok zayıf olduğu söylenebilir. Özellikle Bedia’nın babası Nazmi Bey’in çocuklarına içki konusunda öğütler verirken kendisinin gizli gizli içmesi ve bunu tüm ev halkının bilmesi ancak ses çıkarmaması bana komik geldi. Bedia ile Helula arasındaki o ‘‘tesadüfi’’ karşılaşma ve sonrasındaki diyaloglar da bence basitti. Helula, sanki hayatının anlamını Bedia sayesinde bulmuş gibi davranır ama din ve isim değiştirmesine kadar uzayan bu süreçte acaba Bedia ne kadar etkili olmuştur? Kahramanların ölümleri, hayatlarındaki değişimler çok çabuk, hiçbir derinlik olmadan gerçekleşiyor. Bunların hepsi eksiklik fakat o dönemin ilk
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,196 okunma
Reklam

Onur Biçer

, bir kitap okudu
7/10
·112 syf.··
4 günde okudu
·
2024 6. kitabı
Fatma Aliye Hanım
8.5/10 · 2.196 okunma
Fiyasko...
4/10
·864 syf.··
2024 5. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2024 00:00
Bu anı çok bekledim. Çünkü neredeyse bir koca ayı aşkın süredir bu kitabı okuyordum ve bitirebilirsem tüm duygularımı dökebileceğim bir inceleme yazacağım diye kendime söz vermiştim. Şimdi sözümü tutuyorum. Öncelikle sormak istiyorum, ciddi ciddi bu kitap için hüngür hüngür ağlayıp gözyaşı döken arkadaşlar, gerçekten bu kadar hassas mısınız? Kitabın birkaç yeri dışında çok üzülebileceğimiz bir yer olduğunu zannetmiyorum. Kaldı ki en basit duygusal sahnede gözlerim dolar, çok üzülürüm; bu kitapta asla böyle kahrolacağım bir yer görmedim. Anlatılanlar sert, üzücü evet ama bu denli bir duygu yoğunluğu şahsen yaşamadım. Bu kitap an itibarıyla 20’nin üzerinde baskı yapmış. Bendeki 18. baskı, herkes alıyor ve okuyor. Bir kitabı okuma motivasyonunuz nedir diye sorsam bin türlü cevap gelir sanıyorum. Ama bu kitap özelinde herkesin odak noktası, bu kadar acıklı ne var merakı. Bunun da sebebi maalesef paylaşımların abartılı oluşu. Ben de herkes gibi merak ettim ve aldım. Aslında birkaç arkadaşım okuyalım demeseydi ben bir süre daha okuyacağımı zannetmiyordum. Fakat arkadaş motivasyonuyla okumaya giriştik. Benim için oldukça sancılı bir okuma süreci oldu. Kitabın 800 küsur sayfa olduğu düşünülürse ben daha kitabın ortasına gelmeden bu kitap nasıl biter diye kara kara düşünmeye başladım. Birkaç kez yarım bırakmayı da düşündüm ama ne varmış bu kadar, sonuna kadar gideceğim hissiyle devam ettim. Beni çok yorduğunu söylemek istiyorum. Yazarın işine karışacak değilim fakat şu kitapta anlatılanlar 400 sayfada fazla fazla anlatılırmış. Bir yerden sonra başkarakterin yaşadıkları, çevresindeki insanların onun için yaptıkları sürekli kendini tekrar eden bir döngüde gitmiş. Tek ilerleyen zaman ama konu yerinde sayıyor. Sonuç olarak ben ne okuyorum, ben niye okuyorum diye kendimi
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Gerçek Barbar Kim?
8/10
·216 syf.··
2024 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 23:54
Barbarları Beklerken Coetzee’den okuduğum ilk kitap oldu. Tatar Çölü havasını hemen her bölümde hissettiğim romanda, isimsiz sulh hâkiminin ağzından bir sınır kasabasında yaşanan dramatik olayları okuyoruz. Coetzee hayalî bir imparatorlukta, belirsiz bir zamanda geçen bir güçlü-ezilen hikâyesi anlatıyor. Kitabın arkasında 1970’li yılların Güney Afrika’sına gönderme yapıldığı yazılsa da o göndermeleri biraz araştırmayla, yorumla anca fark edebiliyorsunuz. Kendisi gibi Güney Afrikalı bir yazar olan Damon Galgut da romanlarında aynı şekilde dönemin siyasi olaylarına göndermeler yapar. Apartheid Dönemi denilen bir dönemi Galgut’un İyi Doktor’unda da net bir şekilde görürüz. Coetzee bunu barbarlar üzerinden anlatmak istemiş olabilir. Bu konuyu ileride biraz daha açacağım. Olaylar sulh hâkiminin ağzından anlatılıyor demiştim. Yani romanda kahraman bakış açısı kullanılmış. İmparatorluktan uzak, sınırda bir kasabadayız. Kasaba surlarla çevrili, bir tarafı da çöl. Sulh hâkimi artık emekliliğini beklemektedir. Kendisi köklü bir aileden gelen, kasaba halkında saygı gösterilen biridir. Çok uzun zamandır başkenti görmemiş, emeklilik öncesi son birkaç yılını da problemsiz ve sakin bir biçimde doldurma hevesindedir. Görevini de sorgulamadan, kanunların emrettiği şekilde yerine getirir. Kısacası bir mantık adamıdır. Fakat ne zaman ki Albay Joll, barbar tehdidine karşılık askerleriyle birlikte kasabaya gelir, işler o zaman değişmeye başlar. Roman zaten Albay Joll’un kasabayla gelişiyle başlar. Hâkimle Albay Joll arasında sessiz bir savaş olduğunu söyleyebiliriz. Birbirlerinden hazzetmezler ancak görevleri gereği birbirlerine saygı duyarlar. Barbar olarak adlandırılanlar da göçmenlerdir. Bunlar çadırlarda yaşayan, göçebe olup hayvan yetiştiren insanlardır. Dilleri de farklıdır.
Barbarları BeklerkenJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20192,056 okunma