‘‘Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.’’
Kitapta bende iz bırakan Orhan Veli dizeleri bunlar oldu. O yüzden yazmaya da ‘‘Ölüme Yakın’’ şiirinden bir alıntıyla başlamak istedim. Orhan Veli belki yaşarken de iyi insandı, çok seviliyordu ama o garipliği, anama duyurmayın dediği mahzunluğu; tarifsiz kederler içinde oluşu bu dizelere farklı manalar yüklüyor.
Kitapta 11 bölümde Orhan Veli’nin Ankara macerasını okuyoruz. Oldukça kapsamlı bir inceleme kitabı olduğunu söylemem gerekiyor. Orhan Veli’nin çocukluğundan başlayıp genç yaşta ölümüne giden süreç, Ankara odaklı olarak anlatılmış. Orhan Veli’nin eğitim-iş-aşk hayatı, aile ve arkadaş çevresi, edebiyat aşkı ve şairliği, askerliği, Ankara’da yaşadığı evler, kaldığı oteller, müdavimi olduğu mekânlar, anekdotlar, Ankara’daki edebî çevreler fotoğraflar eşliğinde anlatılmış. Orhan Veli’yle alakalı zaman zaman gülümsetecek, zaman zaman üzecek birçok detay öğreniyoruz.
Anılara, anekdotlara, dikkatimi çeken bilgilere çok girmiyorum. Sonra yazarı kızıyor, üzgünüm. Kitaptan bazı görseller de paylaşmak isterdim ama yazar tarafından uyarıldığım için hiç o toplara girmiyorum. Merak edenlere önerebileceğim bir kitap, bunu söyleyebilirim. Kitapla ilgili daha genel yorumlar yapacağım.
Kitapta özellikle Orhan Veli’nin edebiyatçı dostlarıyla olan ilişkisi, yapılan edebiyat toplantıları dikkatimi çekti. Nurullah Ataç, Cahit Sıtkı, Cahit Külebi, Sabahattin Ali, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oktay Rifat, Melih Cevdet, Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Hasan Âli Yücel, Abidin Dino ve şu an aklıma gelmeyen birçok edebiyatçı 1940’lı yıllarda âdeta Türk edebiyatına başkentten yön vermişler.
Yine Garip akımının ortaya çıkışı, gelişimi, aldığı sert tepkiler kitapta detaylıca ele alınıyor. Hatta Akbaba’da