Onur Biçer

Onur Biçer
@Tolkien_
Kitap içerikleri paylaştığım YouTube kanalıma ulaşmak için: youtube.com/@OnurunKitapligi Instagram hesabıma ulaşmak için: instagram.com/onurun_kitaplig...
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Yüksek lisans
İstanbul
İstanbul, 5 Mart 1990
334 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı

Onur Biçer

, bir kitap okudu
7/10
·150 syf.··
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2024 00:00
·
2024 12. kitabı
Juan Rulfo
7.5/10 · 2.276 okunma
Reklam
Sahte Hazineler ve Boş Dolaplar
8/10
·168 syf.··
2024 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2024 00:00
2022 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Annie Ernaux’nun en dikkat çekici kitaplarından biri Boş Dolaplar. İlk başta kitabın adı neden Boş Dolaplar diye düşündüm. Sanırım bunu, kitabın birkaç sayfasını okuyan herkes düşünmüştür. Kitabın girişinde kitabın adına gönderme yaparcasına bir epigraf bulunuyor: ‘‘Sahte hazineler sakladım boş dolaplarda Beyhude bir gemi taşıyor çocukluğumu içimdeki sıkıntıya Oyunlarımı yorgunluğa.’’ Fransız şair Paul Eluard’a ait bu dizeler, kitabın adının nereden geldiğini gösteriyor. Eluard, Dadaizm akımının etkisinde olan bir şair. Kendisi daha sonraları gerçeküstü anlayışa kaymış. Bu şiir bu kadar mı, yoksa şiirin içinden sadece bir bölüm mü açıkçası bulamadım. Sadece başına eklenen bir bölüm buldum: ‘‘Ne kaldı geriye kendime dair söylediklerimden...’’ Evet, bu hâliyle şiiri yorumlamak zor olsa gerek. Kaldı ki Dadaist bir şair söz konusuysa yorumlaması daha da güç. Bu dizeler bana çocukluk anıları ve oyunları, pişmanlıklar, değersiz şeylere yüklenen büyük anlamlar gibi çağrışımlar yaptı. Hepsini bir araya getirmek zor fakat romanın başkahramanı Denise Lesur’un hayatına bakınca sanki bu dizelerden anlamlı bir bütün oluşturmak mümkün. Bir yapbozun parçaları gibi, Denise’in çocukluk anıları, sorgulamaları, nefreti, sevgisi, bocalaması sanki boş dolaplarda sakladığı sahte hazineler gibi. O boş dolap metaforu okurda ciddi bir soru işareti oluşturuyor. Denise’in boş dolabındaki sahte hazineler neydi? Belki nefretiydi, belki okulla ev arasında yaşadığı bocalamalar, belki de bizim bilmediğimiz bambaşka bir şey. Roman, Denise’in anlatımıyla monolog şeklinde gidiyor. Gayet net, çarpıcı, kısa ifadelerin ağırlıklı olduğu bir anlatım tarzı var. Kitabın ilk
Boş DolaplarAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,333 okunma
Keyifli Bir Öykü Antolojisi
9/10
·392 syf.··
2024 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2024 16:39
Genç Olmak, 2 ciltten oluşan bir öykü antolojisi. Nursel Duruel tarafından tarafından hazırlanmış bu seçkide toplam 80 yazardan 80 öyküye yer verilmiş. İlk ciltte 40 yazardan 40 öykü yer alıyor. Kitabın kapağında da bu 40 yazarın ismi yazıyor. Öykülerin sıralaması, yazarların doğum tarihine göre yapılmış. Hüseyin Rahmi ile başlayan sıralama, ilk cilt için Ülkü Tamer'le son buluyor. Öykülerin odak noktası, çocukluk ve ilk gençlik. Her öyküde mutlaka bir çocuk ya da genç var. Seçkinin ismi de bu sebeple "Genç Olmak" diyebiliriz. Öykülerden tek tek bahsetmem mümkün değil. Seçilen öykülerin bazılarını daha önce de okumuştum. Genelini çok sevdim. Özellikle Reşat Nuri-Eski Bir Yara, Haldun Taner-Fasarya, Selçuk Baran-Ağ, Orhan Duru-Harita, Erdal Öz-Bir Uçurtma Gibi sevdiğim hikâyeler oldu. Oğuz Atay'ı ayrıca yazmak istedim, onun tüm hikâyelerini çok seviyorum. Öykülerin öncesinde her yazarla ilgili bilgilendirme yapılmış. Cihat Burak, Zeyyat Selimoğlu, Nihat Ziyalan gibi aşina olmadığım yazarları da tanıma fırsatım oldu. 2. cildi de okumak istiyorum. Hemen olmasa da bu yıl içerisinde okurum diye düşünüyorum. Edebiyatımızın usta isimlerinden, güzel bir seçki hazırlanmış. Öykü seven herkese tavsiyemdir.
Genç OlmakNursel Duruel · Yapı Kredi Yayınevi · 2018119 okunma
Tesadüfler Silsilesi Bir Roman
7/10
·152 syf.··
2024 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2024 19:52
Aygır Fatma, ilk kez 1936 yılında Son Posta gazetesinde tefrika edilmiş bir roman. Dili oldukça anlaşılır olmakla birlikte yazarın zaman zaman kullandığı sokak ağzı, argo ifadeler romana renk katmış. Osman Cemal Kaygılı, belki döneminin belli başlı yazarları kadar sükse yapmamış fakat kendisinin çok iyi bir gözlemci olduğunu yazdıklarından çıkarmak mümkün. Üslubu ve anlayışı bana hep Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı anımsatıyor. Gürpınar gibi halkı anlatan, her kesimden insana eserlerinde yer veren, üslup bakımından da kıvrak, akıcı, bolca diyalog kullanan, yerel söyleyişleri sıklıkla tercih eden bir isim. Romanın konusuna uzun uzun yer vermeyeceğim. Kitabın arka kapağında özeti mevcut. Kitap özellikle ismiyle dikkat çekiyor. Mizahi bir şeyler olabilir hissi veren bir ada sahip olsa da durum pek öyle değil. Yer yer acıklı, halkın içinden bir aşk hikâyesi diyebiliriz. Romanın zaman aralığı 1880’lerin sonundan, tahminen 1920’lere kadar uzanır. Özellikle zamana dair bir bilgi göremesek de başkahramanımız Hasan’ın İkinci Meşrutiyet’in ilanında yaşadığı bazı olaylar esnasında yaşı da verilir. Buradan hareketle olayların zaman aralığını tespit edebiliyoruz. Bahsi geçen dönemin İstanbul’unda, Hasan’ın çocukluğunda bir bayram yerinde yaşadığı macerayla roman başlar. O bayram yerinde yaşanan macera, aslında Hasan’ın tüm hayatına etki edecek, onun yolunu çizecektir. Fakat kendisi bunun hiç farkında değildir. Hasan’ın çocukluğuna ve gençliğine yoğunlaşan romanda birçok tesadüf yaşanır. Roman baştan sona bir tesadüfler zinciri desek sanırım yanlış olmaz. 6-7 yaşlarında yaşadığı macera ile tanıştığı bazı kişiler, Hasan’ın hayatının birçok yerinde karşısına çıkar. Karşısına çıkmakla kalmaz, biraz önce dediğim gibi hayatının dönüm noktası olur. Romanda yaşanan bu sürekli tesadüfler, bir
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024392 okunma