Hakkâri’de Bir Mevsim, Ferit Edgü’den okuduğum ilk eser oldu. Kendisinin küçürek hikâyelerini daha önce okumuştum ama ne zamandır aklımda olan bu romanına bir türlü sıra gelmemişti.
Öncelikle romanda dikkatimi çeken ilk şey, biçim oldu. Edgü, belki roman olarak adlandırılan bir eser yazmış fakat bana göre oldukça şiirsel bir anlatım var. Ahenkli parçalar bir yana, yazım tarzı olarak da satırı değil, daha çok dizeyi tercih etmiş gibi. Ayrıca Edgü’nün hayatına baktığınız zaman bu eserin onun hayatını yansıttığını, yani bir nevi anı olduğunu da söyleyebiliriz.
Ferit Edgü, askerliğini yedek subay öğretmen olarak Hakkâri ve Beypazarı’nda (Ankara) 1967’de yapmış. Bu eserin de yayımlanma tarihi 1977. Yani yaşadıklarından esinlenerek, tam bir anı şeklinde olmasa da işin içine kurgu da katarak 10 yıl kadar sonra bu eseri kaleme almış.
Romanın diğer adı da ‘’O’’ olarak geçer. Aslında burada ‘’O’’ başkahramanın kendisidir, adı yoktur. Kendisini sürgün veya kazazede olarak adlandıran ‘’O’’, Hak. İlinin Pir. Köyüne gelir. Burada Hak. kısaltması Hakkâri, Pir. kısaltması ise günümüzdeki adı Işıklar olan dağ köyü Pirkanis’tir.
Kahramanımız buraya sürülmüş biridir. Kendisini hem öğretmen hem öğrenci olarak adlandırır ve çocuklara Türkçe öğretmekle görevlendirilir. Çünkü çocuklar Türkçe bilmez, sadece belli başlı kelimeleri bilirler. Fakat olayların akışından anladığımız kadarıyla kendisi direkt öğretmen olarak bu köye gönderilmez. Adeta orada kendisine bu görev verilir.
Roman birçok bölümden meydana gelmiş. Romanda birçok yan karakterle de tanışıyoruz. Fethi Naci’nin Yüz Yılın 100 Türk Romanı adlı kitabındaki eleştiriden hareketle, aslında bu romanın Edgü’nün diğer romanı olan Kimse’nin bir devamı niteliğinde olduğunu öğreniyoruz. Orada da köy ve kahramanlar aynıdır. Hatta