Ziya

Ziya
@TryingToUnderstand
What if not? nullius in verba/memento mori/omnes una manet nox/sub specie aeternitatis #130893017 #135188298 #133405446 #134412952
yaşamak
CE, GTU
soluk mavi nokta
Eskişehir, 18 Nisan
9 kütüphaneci puanı
511 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Oysa biri olmak, boynumuza ağır ve aptalca bir kurgu zincirleyen (bizi benlik tasvirimize sadık kalmaya zorlayan) toplumsal bir zorunluluk değil midir? Yürürken biri olmama özgürlüğünü yakalarız, çünkü yürüyen bedenin tarihi yoktur, o sadece hareket halindeki kadim yaşamdır. İşte biz, iki ayağı üstünde hareket eden, büyük ağaçlar arasındaki katıksız güç ve haykırıştan ibaret bir hayvanız.
Edebiyat
Ziya
Hareket halindeki kadim yaşam. Atomlarımız milyarlarca yıl önce uzayın engin boşluğunda, yıldızlarda yapıldı. Bazılarıysa yıldızların ihtişamlı ölümleriyle. Evrenin, yaşam denen ilginç bir varoluş formuyuz. Evrenin kendine çevirdiği gözleriyiz. Kadimliğimiz her bir parçamızın bizim bir bütün olarak yaşımızdan milyarlarca yıl yaşlı oluşundan. Bedenlerimiz evrenden doğduğu gibi çözünüp yine evrene karışacak. Gözümdeki atomlar bir çınarın yaprağında salınacak belki rüzgarla...
Reklam
Yılın En Çok Abartılan Romanı!
3/10
·282 syf.··
2022 52. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2022 17:25
YouTube kitap kanalımda en çok abartılan kitap olan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını yorumladım: ytbe.one/ADxRNdYqvDk Spiritüel yolculuklar, evrenle kurulan derin bağlar, insanın sonsuzluğu... EYVAH! Yoksa bu kitap Simyacı vol2 mi? İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerilerini incelemek için yorumlar kısmına bakmayı unutmayın. Son zamanlarda bu kitabı pek çok kişinin okuduğunu görüyorum. Merak edip kitabın sayfasına gireyim dedim. Bir de baktım, başlığında "Goodreads Yılın En İyi Romanı" yazıyor. Dedim oha, demek ki bu kitabın yazarı öyle bir şey yazmış olmalı ki, yıl içerisinde yayımlanan onbinlerce kitabın kalitesini geçmiş olsun. "Yılın En İyi Romanı" sonuçta. Düşünsenize... Fakat sonra ne mi oldu? Hani Simyacı kitabı evrenin işaretleri, evren işbirliği, evrendeki her şeyin benim için var olması şeklinde kişisel gelişim soslu bir masal anlatıyor ya, bu kitap da buna çok benziyor işte. Al Santiago'yu, yerine Nora'yı koy. Biraz da üstüne spiritüelizm baharatı ekle. Artık anlatıla anlatıla kabak tadı vermiş kelebek etkisiyle birlikte pişir. Al sana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı. Afiyet olsun. Ön kapağında "Bestseller" yazısı vurgulanan, arka kapağında objektiflikten uzak "Çok iyi bir hikaye", "Baştan çıkarıcı bir roman", "Bu kitabı herkes alsın!" yorumlarından geçilmeyen kapakları görünce neden bu tür klon kitaplardan uzak durmam gerektiğini de her geçen gün daha iyi anlıyorum. Ben böyle kitaplar okumak istesem giderim Migros'a, ayçiçek yağı almışken bir de yanına Migros Edebiyatı kitaplarından alırım, aynı şey olur yani. Bu kitabı Yılın En İyi Romanı seçen jüride de Paulo Coelho ve Elif Şafak gibi yazarlar vardı sanırım. Açıkçası yılın en iyi
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Ziya isimli okura yanıt verildi
Ziya
Teşekkür ederim :)
Yılın En Çok Abartılan Romanı!
3/10
·282 syf.··
2022 52. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2022 17:25
YouTube kitap kanalımda en çok abartılan kitap olan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını yorumladım: ytbe.one/ADxRNdYqvDk Spiritüel yolculuklar, evrenle kurulan derin bağlar, insanın sonsuzluğu... EYVAH! Yoksa bu kitap Simyacı vol2 mi? İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerilerini incelemek için yorumlar kısmına bakmayı unutmayın. Son zamanlarda bu kitabı pek çok kişinin okuduğunu görüyorum. Merak edip kitabın sayfasına gireyim dedim. Bir de baktım, başlığında "Goodreads Yılın En İyi Romanı" yazıyor. Dedim oha, demek ki bu kitabın yazarı öyle bir şey yazmış olmalı ki, yıl içerisinde yayımlanan onbinlerce kitabın kalitesini geçmiş olsun. "Yılın En İyi Romanı" sonuçta. Düşünsenize... Fakat sonra ne mi oldu? Hani Simyacı kitabı evrenin işaretleri, evren işbirliği, evrendeki her şeyin benim için var olması şeklinde kişisel gelişim soslu bir masal anlatıyor ya, bu kitap da buna çok benziyor işte. Al Santiago'yu, yerine Nora'yı koy. Biraz da üstüne spiritüelizm baharatı ekle. Artık anlatıla anlatıla kabak tadı vermiş kelebek etkisiyle birlikte pişir. Al sana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı. Afiyet olsun. Ön kapağında "Bestseller" yazısı vurgulanan, arka kapağında objektiflikten uzak "Çok iyi bir hikaye", "Baştan çıkarıcı bir roman", "Bu kitabı herkes alsın!" yorumlarından geçilmeyen kapakları görünce neden bu tür klon kitaplardan uzak durmam gerektiğini de her geçen gün daha iyi anlıyorum. Ben böyle kitaplar okumak istesem giderim Migros'a, ayçiçek yağı almışken bir de yanına Migros Edebiyatı kitaplarından alırım, aynı şey olur yani. Bu kitabı Yılın En İyi Romanı seçen jüride de Paulo Coelho ve Elif Şafak gibi yazarlar vardı sanırım. Açıkçası yılın en iyi
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Ziya
🤚 az bilinenlerden alabilir miyim?
Hölderlin-Hyperion
"Her şeyle bir olmak-ilahi yaşam budur, insanın cenneti budur. Tüm yaşamlarla bir olmak, doğanın Tümüne saadetli bir kendini unutmayla dönmek-düşüncelerin ve sevinçlerin doruğu budur, ebedi dağ zirvesi, ebedi istirahatın mekânıdır." Tüm yaşayanların ilkel tamlığında ölüm aşılmıştır, çünkü daima-yeni varlığın gençliği var olur sadece. "Tüm yaşayanlarla bir olmak! Bu sözler karşısında Erdem gazap dolu zırhından sıyrılır... ve Ölüm varlıkların birleşmişliğinden kaybolup gider, ebedi bölünmezlik ve ebedi gençlik dünyayı kutsar ve güzelleştirir." Ama Hyperion derinlemesine düşünmeye başladığı anda bu deneyim kaybolur: "Çoğunlukla bu yükseklikte dururum, Bellarmin! Ama bir anlık düşünce beni savurur aşağı. Düşünürüm ve kendimi önceki gibi bulurum -yapayalnız, ölümlülüğün tüm hüzünleriyle baş başa; gönlümün sığınağı olan ebedi birlik içindeki dünya gitmiştir. Doğa kollarını kavuşturur ve ben karşısında yabancı gibi durur, onu anlayamam." Her gün doğa ile bilen özne arasında bir çatlak yaratarak birliği yıkan şey "Apolloncu" rasyonelliktir. "Ah! Gitmeseydim sizin okullarınıza keşke!... Bilgi her şeyi yozlaştırdı benim gözümde. Aranızda o kadar makulleştim, kendimi çevremden ayırt etmeyi öyle iyi öğrendim ki şimdi güzelim dünyada yapayalnızım, içinde büyüyüp çiçeklendiğim doğa bahçesinden kovulmuş, öğlen güneşinin altında kuruyup gidiyorum." Bu İncilvari cennet, düşüş ve günah bağışlatma anlatısının ardından Hyperion birliğin geri kazanılması hayaliyle sona erer: "Ah sen... Ey Doğa!... İnsanlar çürümüş meyveler misali düştü senden, bırak helak olsunlar, çünkü ancak böyle dönebilirler köklerine; ben de öyle dönerim, Ey hayat ağacı, seninle yeniden yeşillenebilirim... Dünyanın ahenksizlikleri âşıkların kavgalarına benzer. En büyük çatışmanın ortasındadır barışma ve
Edebiyat
Ziya isimli okura yanıt verildi
Ziya
Dnnsnw artık yeniden bir olamaz gibi hissediyorum. Sorgulamada ilerledikçe yabancılaşma kaçınılmaz gibi.
Hölderlin-Hyperion
"Her şeyle bir olmak-ilahi yaşam budur, insanın cenneti budur. Tüm yaşamlarla bir olmak, doğanın Tümüne saadetli bir kendini unutmayla dönmek-düşüncelerin ve sevinçlerin doruğu budur, ebedi dağ zirvesi, ebedi istirahatın mekânıdır." Tüm yaşayanların ilkel tamlığında ölüm aşılmıştır, çünkü daima-yeni varlığın gençliği var olur sadece. "Tüm yaşayanlarla bir olmak! Bu sözler karşısında Erdem gazap dolu zırhından sıyrılır... ve Ölüm varlıkların birleşmişliğinden kaybolup gider, ebedi bölünmezlik ve ebedi gençlik dünyayı kutsar ve güzelleştirir." Ama Hyperion derinlemesine düşünmeye başladığı anda bu deneyim kaybolur: "Çoğunlukla bu yükseklikte dururum, Bellarmin! Ama bir anlık düşünce beni savurur aşağı. Düşünürüm ve kendimi önceki gibi bulurum -yapayalnız, ölümlülüğün tüm hüzünleriyle baş başa; gönlümün sığınağı olan ebedi birlik içindeki dünya gitmiştir. Doğa kollarını kavuşturur ve ben karşısında yabancı gibi durur, onu anlayamam." Her gün doğa ile bilen özne arasında bir çatlak yaratarak birliği yıkan şey "Apolloncu" rasyonelliktir. "Ah! Gitmeseydim sizin okullarınıza keşke!... Bilgi her şeyi yozlaştırdı benim gözümde. Aranızda o kadar makulleştim, kendimi çevremden ayırt etmeyi öyle iyi öğrendim ki şimdi güzelim dünyada yapayalnızım, içinde büyüyüp çiçeklendiğim doğa bahçesinden kovulmuş, öğlen güneşinin altında kuruyup gidiyorum." Bu İncilvari cennet, düşüş ve günah bağışlatma anlatısının ardından Hyperion birliğin geri kazanılması hayaliyle sona erer: "Ah sen... Ey Doğa!... İnsanlar çürümüş meyveler misali düştü senden, bırak helak olsunlar, çünkü ancak böyle dönebilirler köklerine; ben de öyle dönerim, Ey hayat ağacı, seninle yeniden yeşillenebilirim... Dünyanın ahenksizlikleri âşıkların kavgalarına benzer. En büyük çatışmanın ortasındadır barışma ve
Edebiyat
Ziya
Daha derinlemesine düşün Hyperion, kendini çevrenden ayırt etmeyeceksin artık, yeniden bir olacaksın her şeyle.