Ziya

Ziya
@TryingToUnderstand
What if not? nullius in verba/memento mori/omnes una manet nox/sub specie aeternitatis #130893017 #135188298 #133405446 #134412952
yaşamak
CE, GTU
soluk mavi nokta
Eskişehir, 18 Nisan
9 kütüphaneci puanı
511 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
"Birey ile genel irade arasındaki mücadele: Burada ebediyen can alıcı kalacak bir probleme işaret edilir, bireyin halk karşısında, halkın genellikle insanlık karşısında ve insanlığın dünya karşısında gerekçelendirilme sorunu."
Felsefe
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Görenek (Sitte), belli bir halkın belli bir zamandaki ürünü olduğundan, ruhun belli bir yönelimini temsil eder," diye yazar Nietzsche, "ahlak (Moral) ise insanlığın evrensel gelişiminin ürünüdür, dünyamıza dair tüm doğruların toplamıdır." Bunun ne anlama geldiği çok açık değildir, ama yine de Nietzsche'nin olgunluk dönemi felsefesiyle paradoks oluşturur. Paradoks, Nietzsche'nin genellikle "etik göreci" -kültürden bağımsız ahlaki doğrular yoktur, ahlaki değerler en fazla belirli bir zamandaki belli bir kültür için geçerlidir- olmasına rağmen, aynı zamanda kendi tikel değerler kümesini -kuvvet, özdisiplin ve özgelişim- mutlak değerler olarak sunuyor gibi görünmesinden kaynaklanır. Belki de bu ilk dönemdeki sözler paradoksun çözümü için bir ipucu sunmaktadır: "Göreneksel" değerlerin tersine Nietzsche'nin kendisine ait son derece soyut değerler, gelişen insanlarca daima örneklenmiştir ve örneklenecektir.
Felsefe
Hölderlin-Hyperion
"Her şeyle bir olmak-ilahi yaşam budur, insanın cenneti budur. Tüm yaşamlarla bir olmak, doğanın Tümüne saadetli bir kendini unutmayla dönmek-düşüncelerin ve sevinçlerin doruğu budur, ebedi dağ zirvesi, ebedi istirahatın mekânıdır." Tüm yaşayanların ilkel tamlığında ölüm aşılmıştır, çünkü daima-yeni varlığın gençliği var olur sadece. "Tüm yaşayanlarla bir olmak! Bu sözler karşısında Erdem gazap dolu zırhından sıyrılır... ve Ölüm varlıkların birleşmişliğinden kaybolup gider, ebedi bölünmezlik ve ebedi gençlik dünyayı kutsar ve güzelleştirir." Ama Hyperion derinlemesine düşünmeye başladığı anda bu deneyim kaybolur: "Çoğunlukla bu yükseklikte dururum, Bellarmin! Ama bir anlık düşünce beni savurur aşağı. Düşünürüm ve kendimi önceki gibi bulurum -yapayalnız, ölümlülüğün tüm hüzünleriyle baş başa; gönlümün sığınağı olan ebedi birlik içindeki dünya gitmiştir. Doğa kollarını kavuşturur ve ben karşısında yabancı gibi durur, onu anlayamam." Her gün doğa ile bilen özne arasında bir çatlak yaratarak birliği yıkan şey "Apolloncu" rasyonelliktir. "Ah! Gitmeseydim sizin okullarınıza keşke!... Bilgi her şeyi yozlaştırdı benim gözümde. Aranızda o kadar makulleştim, kendimi çevremden ayırt etmeyi öyle iyi öğrendim ki şimdi güzelim dünyada yapayalnızım, içinde büyüyüp çiçeklendiğim doğa bahçesinden kovulmuş, öğlen güneşinin altında kuruyup gidiyorum." Bu İncilvari cennet, düşüş ve günah bağışlatma anlatısının ardından Hyperion birliğin geri kazanılması hayaliyle sona erer: "Ah sen... Ey Doğa!... İnsanlar çürümüş meyveler misali düştü senden, bırak helak olsunlar, çünkü ancak böyle dönebilirler köklerine; ben de öyle dönerim, Ey hayat ağacı, seninle yeniden yeşillenebilirim... Dünyanın ahenksizlikleri âşıkların kavgalarına benzer. En büyük çatışmanın ortasındadır barışma ve
Edebiyat
Fritz'in Pforta yıllarındaki kendi "aydınlanması", yetiştirilirken edindiği naif ilahi dogmaları terk etmesini gerektirmiştir. Ama bu terk edişin sonucu onu -henüz- pozitivist yapmamış, "öte" tarafı sanat sayesinde erişilebilen dogmadan uzak bir alana yerleştirmesine yol açmıştı. Fritz'de Tanrı'ya hürmetin yerini sanata hürmet almıştı.
Düşünce
Dinlerin etkisi gevşediğinde sanat başını kaldırır. Dinin meydana getirdiği bir dolu ruh halini ve duyguyu devralır, onları kendi sinesine koyarak daha derin, maneviyatlı hale gelir... Aydınlanma dinin dogmalarını zayıflatmış ve temel bir güvensizlik rüzgârı estirmiştir; böylece Aydınlanma'nın din alanından dışladığı duygular kendilerini sanatın kollarına atmıştır.60
Sayfa 56 - 60: İnsanca Pek İnsanca 1, sf150·Kitabı yarım bıraktı
Düşünce