Sonuçta üç soru ile baş başa kalırız:
1. Var olan yegâne şeyin zihnimizin içinde var olması-ya da eğer zihninizin dışında bir dünya varsa bile onun olduğunu düşündüğünüzden tamamen farklı olması anlamlı bir olanak mıdır?
2. Eğer bunlar olanaklı ise, elinizde kendi kendinize onların aslında doğru olmadıklarını ispatlayacağınız bir yöntem var mıdır?
3. Eğer zihninizin dışında herhangi bir şeyin var olduğunu ispatlayamazsanız, her halükârda dış dünyanın varlığına inanmaya devam etmek doğru olur mu?
Felsefenin özü düşünen insan zihninin doğal olarak bir bilmece gibi karmaşık bulduğu belli, kaçınılmaz sorularda yatar; felsefeyi öğrenmenin en iyi yolu ise doğrudan bu sorular üzerinde düşünmektir. Bir defa bunu yaptığınızda, aynı problemleri çözmeye uğraşmış başkalarının çalışmalarıni değerlendirmek ve takdir etmek açısından artık eskisinden daha iyi bir konumda olursunuz.
Bergson'un dediği gibi, filozof belki de ömrü boyunca tek bir fikri geliştiren kişidir. Her halükârda filozofun, gençliğinin belirli bir anında, hayatının ve düşüncesinin bir dönemecinde önüne gelen ve ne pahasına olursa olsun cevap bulması gereken tek bir sorudan doğduğu kesindir.