Modern Çin Edebiyatının babası kabul edilen Lu Xun'un, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan eseri..
Zihinnsel dönüşümünün en önemli figürlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Lu Xun'un, her şeyden önce Çin edebiyatını binlerce yıllık klasik dilden (wenyan) koparıp halkın konuştuğu yaşayan dile (baihua) taşımasıyla ön plana çıkmıştır.. Tıp eğitimini yarıda bırakıp "insanların bedenlerini değil, ruhlarını iyileştirmek" gerektiğini savunarak edebiyata yönelmiştir.
Çin'in içinde bulunduğu yarı sömürge ve feodal yapıyı -ve Konfüçyüsçü geleneğin- bireyi ezen ağırlığını sert bir dille eleştirmiştir. 4 Mayıs Hareketi'nin entelektüel liderlerinden biri olarak, modern hikâyeciliğin tekniklerini Çin'in yerel gerçekliğiyle birleştirmiş ve böylece sadece bir sanat dalını değil, bir ulusun düşünce biçimini değiştirmiştir. Özellikle (önsözdeki makaleden yola çıkarak) dikkatimi çeken nokta, gelenekçi Çin anlayışına karşı Lu Xun, modern edebiyatı savunmuş, bolca batı izlenimini ülkesine taşımış. Gogol ve Nietzchse gibi yazarlardan etkilenmiş, rus ve Fransız edebiyatlarının önemini anlamış; bu gibi etmenler sonucunda Çin alfabesinin kaldırılmasını, Latin alfabesine geçilmesini savunmuş. Uzun lafın kısası gelenek karşıtı/modernist bir yazar.
Bize çevrilen bu Türkçe baskısından ilk olarak Ah Q'nun hikayesini okuyoruz.
Yazar, 1911 Devrimi sonrasındaki Çin toplumunun başarısızlıklarını ve halkın karakter aşınmasını Ah Q karakteri üzerinden hicvetmekte. Ah Q, girdiği her kavgadan dayak yemesine rağmen zihninde bunu bir "ruhsal zafer" olarak kodlayan, kendini kandırma sanatında usta bir figürdür. Lu Xun, Ah Q aracılığıyla Çin halkının o dönemdeki uyuşukluğunu, gerçekleri kabul etmek yerine hayali üstünlüklere sığınmasını ve güçlüye boyun eğip zayıfı ezmesini eleştirir. Ah Q'nun