Yabancı Albert Camusun ilk kitabı olmakla birlikte en gizemli bulunan eseri imiş.
Benim yazarın okuduğum ilk kitabı , çok etkileyici olduğunu söyleyebilirim.
Yabancı kitabinin ana karakteri olan Meursaultun dış dünya ile olan izole yaşamını daha önce okuduğum Yusuf Atılganın Anayurt Otelindeki Zebercet karakterine benzettim , iki karakter de kendisine ve topluma yabancılaşmış karakterler olarak karşımıza cikiyor.
Meursault toplumun normlarina , deger yargilarina aykırı bir karakterdir.
Meursault hayatı sadece fizyolojik ihtiyaçların saglandigi bir yer olarak görmekle beraber , ne yaparsak yapalim bir gün ölecegimiz icin hayatı sacma bulur.Bunu şu sözlerden anlayabiliriz ;
~"Hayır size inanamam.Eminim bir başka dunyaya susadiginiz olmustur, " dedi." Elbette," dedim , " ama bu , zengin olmayi dilemekten , cabuk yüzmeyi , güzel ağızlı olmayi dilemekten daha önemli degildir."~
Kitap Meursaultun annesinin ölümü ile basliyor.Bu ölüm karşısındaki duygusuz tutumu bizlere bu karakterin dis dunyaya kayitsiz ve yabanci olduğunu daha ilk satirlarda hissettiriyor.Kitabin devaminda Meursault Cezayirli bir Arap'ı öldürür ve yargilama sureci baslar.Yargilama surecinde en dikkat çekici olay ise savcının Meursaultun bir cinayet islemesinden cok annesinin ölumu sonrasındaki kayitsiz , tepkisiz davranislari uzerinde durması ve bununla suçlamasidir.
Cezası ise idama mahkum edilmek..
Roman kahramaninin uyumsuzluğu , umursamazlığı şu sözlerden anlaşılabilir;
"Herkes bilir ki, hayat yaşamak zahmetine degmeyen bir şeydir, aslinda 30 ya da 70 yasinda ölmenin önemli olmadigini bilmez degildim, cunku her iki halde de gayet tabi olarak baska erkekler ve kadinlar yine yasayacaklar ve bu binlerce yil devam edecektir.İnsan mademki ölecektir bunun , nasil ve ne zaman olacaginin bir onemi