"Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek ondan uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerini altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir ailem kurup keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Sözcüklerim varmıyor uzaklığına,
Suskundur takvimlerde adım üstelik,
Bir bir düşüyor bütün öpmelerim,
Ağır yenilgiler alarak.
Kalbimse sildi bütün defterlerde,
Adresini, yokluğunu kıyamet bilerek..
Sadece susarak özlüyorum seni,
Hiç tanımadan, ne garip..
Sense uzaklara çivili,
Bir deniz gibisin resimlerde.
Dokunsam dersim olur göçerim mecburen,
Yalnızlığın on milyon olur; İstanbul,
Duydum çok sonra,
Adın önemli değil;
Acın aynı tadı veriyor zaten..
Islık çalan zamanlardan gelmiştim,
Bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini,
Zaman, o zaman değil şimdi,
Güneş yine doğar bu kente,
Ama gözlerin gözlerin..
Şimdi adı yok hiçbir sevgilinin,
Sıcak dokunuşunda dağılan,
Binlerce öpücüğün..
İşte buna bıçak çekiyorum,
Bir kadın, aşkını savunan
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.