Kitabın yüksek puanına aldanıp okudum ama ayırdığım zamana değmezmiş. Kitaptaki fikir ve düşünceler kadınları aşağılamakta, kadını insan yerine koymamaktadır. Ne kadar sanatsal düşünülse de kadınlar hakkında insancıl olmayan bu yaklaşımı kabul edemeyiz.
Destanların çoğu erkekleri anlatır sanki kadınlar hiç var olmamışlar gibi. Yazarımız Ursula K. Leguin ise kadın kahramanı anlatmış bizlere. Lavinia bir kadının destanı.
Bu ülkede değerli insanlar neden yanlış anlaşılıyorlar? Yoksa değersizleştirmek için anlamamazlıktan mı geliniyor?
Söz konusu kitap bir “Ütopya” .:) Öncelikle yazar kitabın daha başlarında bizi ütopya kavramı ile tanıştırıyor. Sonra kahramanın biyografisini okuduğumuzu sanırken kitabın sonunda kahramanların aslında farklı kişiler olmalarının anlaşılması ile kahramanın biyografisini değil de ütopyasını okuduğumuz netlik kazanıyor. Olaylar ile ilgili olumsuz eleştirilerde aslında bir ütopyadan bahsedildiği göz ardı edilmemeli.
80’li yılların bu ütopya versiyonunu okumak keyifli idi. Yazarın okuyucuya vermek istediği mesajlar ve değindiği konular topluma faydalı olmuş; geçiştirilip, örtbas edilmeye çalışılan konulara farklı açılardan vurgu yaparak dikkat çekmeye çalışmış.
Dünya'nın sadece onlar için var olduğuna inanan insansılar var ya hani Zülfü abimiz bu kesime karşı sesimiz olmuş. 140 sayfanın içerisinde toplumun birçok sorununa değinilmiş. Sadece insanlığın değil düşüncesizce avlanan canlıların da sesi olmuş. Teşekkür ederiz Zülfü Livaneli.
Tarihi roman olduğunu düşünerek başladım okumaya ama tarih açısından doyurucu gelmedi. Kitapta anlatılan olaylar zaten birkaç anahtar kelimeyi internette aratarak ulaşabileceğiniz bilgiler.