1944 yılının rakamlarına göre, maaşlı ve ücretliler 186 milyon lira vergi verirken, milyonlarca lira kazanan 45.000 tüccar müteahhit yalnızca 9 milyon vergi ödemektedir.
O zaman bizim neslimiz, kendisi için hiçbir hak düşünmeyen bir nesildi. Bize göre hak yok, vazife vardı. Vazife görülecek, can verilecek, şan vatana bağışlanacaktı. Can bizimse şan onundu…
Özgürlüğün devlete ve yasalara ihtiyacı vardır. Özgürlük siyasete katılan, gerektiğinde protesto eden ve gerekirse hükümeti seçimle düşürebilen hareketli bir topluma ihtiyaç duyar.
İnsanoğlu özünde acımasız bir varlık mıdır? Bizler sadece evrensel tecrübeleri mi yaşıyoruz? Sadece yüce bir varlık olduğumuz yanılgısıyla yaşıyoruz hepsi bu; her an bir hiç olan böcek, hayvan, irin, iltihap kümesine dönüşebilir miyiz acaba? Hakarete uğrayıp, mahvedilip öldürülmek, tarihte defalarca kez tekrarlanan bütün bunlar insanoğlunun kaçınılmaz kaderi mi acaba?
Demokrasinin popülist hali, akıldan daha çok bir uyarılma siyasetidir ama aynı zamanda ya liberal demokratik yada yurttaş cumhuriyetçisi bir tavırla çözülmesi gereken ciddi sorunlardan saptırma siyasetidir.