Dikkatimizi kullanarak, tüm realiteyi, tüm rüyayı öğrendik. Toplumda nasıl davranmamız gerektiğini öğrendik, neye inanmalıyız, neye inanmamalıyız, ne kabul edilebilir, ne edilemez, ne kötüdür ne iyidir, ne güzeldir ne çirkindir, ne doğrudur ne yanlıştır.. Tüm bunlar, bu bilgiler, bu kurallar ve kavramlar, dünyada nasıl davranmamız gerektiği bize sunulmak üzere hazır bekliyordu.
İnsanlar her an rüya görüyor. Biz doğmadan önce doğan insanlar dışarıda kocaman bir rüya yarattı. Buna toplumsal rüya ya da gezegensel rüya diyeceğiz. Gezegensel rüya, milyarlarca bireysel rüyanın oluşturduğu kolektif rüyadır. Bu küçük bireysel rüyalar bir araya geldiğinde, aile rüyası, toplum rüyası, şehir rüyası, ülke rüyası ve sonunda insanlık rüyasını yaratıyor. Gezegensel rüya, tüm toplumsal kuralları, inançları, yasaları, dinleri, değişik kültürleri, devletleri, okulları, sosyal olayları ve tatilleri içinde barındırıyor.
Kısa bir süre sonra gerçekte kim olduğumuzu unutuyor, maskelerimizi yaşamaya koyuluyoruz. Tek bir maske de takmıyor, sayıları ilişki kurduğumuz gruplarla büyüyen benlik imgeleri(imaj) yaratıyoruz. Evde okulda taktığımız maskeler var, büyüdükçe maskelerimizin sayısı da artıyor.Bu, kadın ve erkek arasındaki yalın bir ilişkide de geçerli. Kadın başkalarına yansıtmaya çalıştığı dışsal bir imgesi var, ama yalnızken kendisine ilişkin başka bir imge taşıyor. Erkeğin de dışsal ve içsel imgeleri farklı. Büyüdükçe iç ve dış imgeler arasındaki fark o kadar büyüyor ki birbirleriyle uyuşmaz hale geliyor. Kadın erkek ilişkisinde işin içinde böylece dört imge oluyor. Bu durumda birbirlerini nasıl tanıyabilirler? Yalnızca imgeyi anlamaya çalışıyorlar. Ama anlaşılması gereken bir çok imge var. Erkek kadınla karşılaştığında kendi kafasında kadına ilişkin bir imge yaratıyor. Aynı şeyi kadın da erkek için yapıyor. Sonra kadın erkeği, erkek kadını kafalarında yarattıkları imgeye uydurmaya çalışıyorlar. Böylece aralarındaki imge-maske kalabalığı altıya ulaşmış oluyor. Bu arada yaptıklarının bu olduğunu bile bilmeden birbirlerine elbette yalan söylüyorlar. İlişkileri korku ve yalan üzerine kurulu, gerçek üzerine değil. Çünkü gerçek sis perdesinin ardında.