Kitap otuzuna kadar erkek otuzundan sonra hayatına kadın olarak devam eden Orlando'nun hayatını ele alıyor. Erkek kimliğindeyken bir aşk yaşıyor ve bu aşk Orlando'ya acı veriyor. Aşık olduğu kadının ihanetiyle uyuyor ve ölüyor. Uyandığında diriyor ve bambaşka bir insana dönüşüyor. Orlando bir gece yine uzun bir uykunun ardından kadın olarak uyanıyor. (Kimlik arayışı, cinsiyetin önemsizliği önemli olanın fikir ve düşünceler olduğu aktarılıyor) Kadın bedeninde aşk yaşamak istiyor, kendinden geçecek kadar hayata yalvarıyor ve tam o esnada bir adama aşık oluyor....
Orlando'nun yüzyıllardan yüzyıllara sürüklenen yaşamına şahitlik ederken kitap biraz baş döndürüyor (olumsuz anlamda).
Kitap içerisinde aşırı ve çok uzun betimlemeler , şimdi bunu neden okudum dediğim monologlar, benimde yaptığım gibi bol parantez içli yazım şekli mevcut.
Romanın bir bölümünde Türkiye'den bahsetildi bu kısmı heyecan vericiydi fakat bir kısımda geçen" Türk kadınlar sembolik olarak Pazar yerlerinde yakıldı onlarla birlikte ağızlarından sallanan "Ben adi bir sahtekarım" yazılı kağıtlarla pek çok köylü çocuğu da." cümle beni rahatsız etti.
Virginia Woolf okunurken bolca sabır gerektiren bir kitap.