Tuğçe Kozan

Tuğçe Kozan
@TugceKozan
İnceleme değil bu bir saygı gönderisidir
Puan vermedi·208 syf.··
2025 8. kitabı
Virginia Woolf yaratıcı gücünü yitirdiği kaygısıyla "İnsan artık yazamıyorsa, canına kıyması daha iyi olur" diyerek ceplerini taşlarla doldurup, 28 Mart 1941'de kendini Ouse ırmağına atıp intihar etmiştir. Bence Woolf, istisnasız okuyan herkesi derinden etkileyecek, hayran olunası bir yazardır. Kendi hayatının her şeyi -iç yolculukları, ruhsal çöküntüleri, dünya görüşü- kaleminin malzemesidir. "Mrs. Dalloway" romanında kendini öldürmesine neden olan delilik sorununu ve kişisel deneyimlerini bulursunuz. "Deniz Feneri" romanında derin nefesler çekerek cümlelerin arasına gizlenmiş otobiyografisini okursunuz. "Orlando" kitabında özgün düşünce gücüne hayran olursunuz. Sizi edebiyatla sımsıkı kucaklar. "Kendine Ait Bir Oda" romanında Feminizmle ilgili görüşlerini öğrenir, yazarlık mücadelesine tanık olup derin düşüncelere dalarsınız. Kendinin deyimiyle mistik ve şiirsel kitabı "Dalgalar"da edebiyatının zirvesine birlikte tırmanır onun yazmakta sizin ise okumaktaki tutkunuz birleşir doyumsuz bir zevk alırsınız. Benim için Virginia Woolf eserleri büyülü bir serüvendir... Yazmaya aşık bu kadın kıymetlimdir. Ve ölümsüzdür...
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20185,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kimdir Pedro Paramo?
10/10
·150 syf.··
2025 1. kitabı
Kimdir Pedro Paramo? Bir baba mı? Bir sevgili, bir eş? Bir çocuk mu, şımarık bir çocuk? Hepsine evet, hepsine hayır aslında. “Öfkenin ta kendisi diyor” katırcı Abundio. "Hepimiz ama hepimiz onun evlatlarıyız" diye de ekliyor. Media Luna’daki sandalyesinde uzaklara bakan bir zavallı, aşkını özleyen bir masum. Evet ama değil. Ah! Susana çocukluk aşkı hadi göster bize Pedro’nun insanlığını, duygularını. Hayır gösteremem, gösteremem çünkü ben de onun hastalıklı sevgisinden payıma düşeni aldım. Doleres, Juan Preciado’nun biricik annesi hadi sen anlat bize kimdir bu Pedro Paramo. Zalim bir toprak ağası diyor. Parasıyla her şeyi yapabileceğini düşünen, her zaman güçlünün yanında. Gaspçı bir adam aslında etrafındaki toprakları gasp ederek hak iddia eden ve yerleşen. Ya siz Peder Renteria siz söyleyin. Kimdir? Konuşamam parasıyla susturdu beni. Peki Ölüm hadi sen anlat! Anlatamam çünkü ölüm Pedro Paramo’nun hayatında trajik bir şey değil. Ölüm de doğum gibi sıradan. Yaşamak da ölüm gibi kıymetsiz. O zaman ben anlatmaya çalışayım. Pedro Paramo mu? 1910’lar Meksikası'nın ta kendisi. Şiddetin ve nefretin kol gezdiği bir coğrafyanın, kavganın, zulmün ve insan hayatının kolaylıkla gözden çıkarıldığı bir kaos zamanının ve yazar Juan Rulfo’nun çocukluğunun bir resmi. Ahlaki çöküşün, çürümüşlük, ölümle-yaşamın gerçek hayatta kendi normlarını kaybettiği bir ortamın gerçeküstü anlatışı. Bir roman. Marquez’in yüzyıllık yalnızlığı yazmasına ilham olacak kadar etkili ve dönüştürücü bir yazın. Gerçekle hayalin birbirine karıştığı nerede hangi zamanda olduğumuzun belli olmadığı, geriye dönüş tekniğiyle hikayenin anlatıldığı ama o tekniği kullanırken de zamanın kırıldığı, anlatıcıların sürekli değiştiği. Ölülerin konuştuğu… beyin yakıcı bir roman.
Edebiyat
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,273 okunma
Dokunuyorum, dokunuluyorum, o halde varım
Puan vermedi·57 syf.··
2020 35. kitabı
Sadece 57 sayfa olan ve bir saatlik öğle aramda okuduğum bu kitabın beni bu derece etkileyeceğini düşünmezdim. “Dokunmanın Gücü Üzerine”, dokunma ve onun insan hayatındaki rolü üzerine hazırlanmış derinlikli bir kitap. Özellikle dokunmanın önemini yeniden keşfettiğimiz pandemi günlerinde, okurunu dokunma üzerine farklı şekillerde düşünmeye sevk ediyor. Örneğin; Kendine dokunmayı “benliğin duyusallığı”, birbirine dokunmayı “aşka hep yeni bir başlangıç”, gülmek ve gülümsemeyi “hissedilen dokunuş”, susmayı “derinden dokunan” ve okuma sanatını “düşünsel dokunuş” olarak adlandırmış. Özellikle gülmek ve susmak üzerine fikirleri ve onların dokunma ile bağını sorgulaması, kitabın ilgi çekici yönlerinden. Belki de bugüne dek yalnızca fiziksel yönüyle yorumladığımız dokunma sanatına bir de Schmid’in satırları arasından bakmak gerek.
Dokunmanın Gücü ÜzerineWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 20201,106 okunma
Bozkırın ortasında bir parça deniz arayanların kitabı
10/10
·115 syf.··
2020 33. kitabı
Bence bazı kitapların okuyucusu için yerinin ayrı olmasında, kitabın okuyucunun kapısını ne zaman çaldığının çok önemi var. Bu konuda kendimi yetenekli buluyorum, çoğu zaman kitap-zaman uyumunu gayet iyi yakalıyorum. Nitekim uzun bir yolculukta okuduğum Ethem Baran'ın 66. Sait Faik Hikaye Armağanı'nı alan kitabı "Döngel Dünya" tam yolculuk kitabı...çünkü 15 öyküden oluşan bu kitap sizi bir yandan eski zamanlarda, şaşaasız yaşamlarda, taşrada gezindirip dururken; öte yandan Ankara sokaklarına, Anadolu şehirlerine cehaletin baş tacı edildiği bilginin hor görüldüğü günümüz dünyasına bırakıveriyor. Yol akarken siz de öyküler arasında bir eskiye gidip bir gerçek dünyaya dönüyorsunuz. En azından ben öyle oldum :)
Döngel DünyaEthem Baran · İletişim Yayınları · 2019692 okunma
"Tanrı dünyayı altı günde yarattı, yedinci gün utandı"
9/10
Mine Söğüt'ün Deli Kadın Hikayeleri kitabını keşke ben yazmış olsaydım diyerek okumuştum. Kadınlıkla lanetlenmiş, delirerek ölenlere ithafen kaleme alınmış 21 yaratıcı deli kadın öyküsünü okuduğumda yutkunamadığım bir yumru hissi bırakmıştı... Gergedan kitabı ile o yumru olduğu yerde boğazımda patladı. Öldüm... Toplumsal dayatmaların karşısında kalemiyle duran Mine Söğüt bu kitabında o kalemin sivrimi sivri ucunu okura acımadan batırarak içimizi oyuyor. Toplumsal gerçeklerle örülü hayli gerilimli bir akışta, kendi uslübuyla, sarsıcı bir etkiyle Gergedanlaştığımız bir dünya koyuyor önümüze. Mesela şöyle diyor "Tanrı dünyayı altı günde yarattı, yedinci gün utandı"... Mine Söğüt canım kadınlarımdandır.
Edebiyat
GergedanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20193,481 okunma