Şimdi böyle anlatınca, üzerinden asırlar geçmiş gibi geliyor. Hepsi başka bir hayatta, başka biri tarafından yaşanmış gibi. Konuşmuştuk, reenkarnasyon hakikaten var, ama sebeplenmek için öbür tarafa intikal etmek gerekmiyor. İnsan tek ömürde, aynı bedende, birden fazla kişi olarak yaşıyor. Her kayıp, her acı tecrübe, her günbatımı ve gözyaşıyla biraz değişiyor. Her kazanım, tatlı deneyim, gündoğumu ve tebessümle değiştiği gibi... İnsan, tek kişi olarak doğup çok kişi olarak ölüyor. Kimileri buna çoklu kişilik bozukluğu diyor, ben insanlık hali demeyi tercih ederim.
İçimizi açıp orada böğürtüyle temaşa eden adamları ve kadınları dışarı çıkarsak, atom bombaları yahut sopalarla değil, hayal kırıklıkları ve sıpalarla yapılacak olan üçüncü cihan harbini başlatırız. İyisi mi eşeklik etmemelerini istirham edelim onlardan. Geçmişin hesaplarından, geleceğin kaygılarından kopup hasbelkader bugüne dokunan bütün benlerimiz, sulh içinde, kardeş kardeş yaşasınlar. Buna da belki kalbin mütareke yılları deriz ileride.