Tuğçe

En çok yalnızlıktan korksak da, düştüğümüz bahçenin tabiatı gereği daima yalnız olacağımız şu hayatta, kalabalıklardan medet ummak beyhude çaba. Ama çok sevdiğim bir filmde söylendiği gibi, arkadaşlar iyidir.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zamanla hayatımdaki her şey değiştiği halde hayallerimin aynı kaldığını keşfetmek beni şaşırttı. Orada olduklarını bile bilmiyordum. Belli ki kırılmamak için saklanmışlardı. Ne yaparsanız yapın, ne yaşarsanız yaşayın, çocukluk hayalleriniz değişmediyse hâlâ masum sayılırsınız. Hayallerimi hatırlayınca, masumiyetime inandım. Sanırım bu bana her şeyden daha iyi geldi. Biraz masumiyet herkese iyi gelir.
Alıntı
Şimdi böyle anlatınca, üzerinden asırlar geçmiş gibi geliyor. Hepsi başka bir hayatta, başka biri tarafından yaşanmış gibi. Konuşmuştuk, reenkarnasyon hakikaten var, ama sebeplenmek için öbür tarafa intikal etmek gerekmiyor. İnsan tek ömürde, aynı bedende, birden fazla kişi olarak yaşıyor. Her kayıp, her acı tecrübe, her günbatımı ve gözyaşıyla biraz değişiyor. Her kazanım, tatlı deneyim, gündoğumu ve tebessümle değiştiği gibi... İnsan, tek kişi olarak doğup çok kişi olarak ölüyor. Kimileri buna çoklu kişilik bozukluğu diyor, ben insanlık hali demeyi tercih ederim. İçimizi açıp orada böğürtüyle temaşa eden adamları ve kadınları dışarı çıkarsak, atom bombaları yahut sopalarla değil, hayal kırıklıkları ve sıpalarla yapılacak olan üçüncü cihan harbini başlatırız. İyisi mi eşeklik etmemelerini istirham edelim onlardan. Geçmişin hesaplarından, geleceğin kaygılarından kopup hasbelkader bugüne dokunan bütün benlerimiz, sulh içinde, kardeş kardeş yaşasınlar. Buna da belki kalbin mütareke yılları deriz ileride.
Alıntı
Ne çocuk ne yaşlı, kendinden araflı. Ona bakarken Ses’in derste anlattığı cüce geldi aklıma. Hani bacaksız olmaya değil, bacaksız olduğunu duymaya katlanamayan. Gerçi hepimiz öyleydik. Olduğumuz kişiden çok, onu başkalarının gözünden görmekten çekiniyorduk. Aynalar olmasa güzellik, başkaları olmasa iyilik mi kalır dünyada?
Hayata Dair
Zaten bir insanı unutmanıza yarayan teknoloji, onun sizi sevmesini sağlayamadıktan sonra boştu. Tıbbın müthiş geliştiği doğru, lakin kalp doktorları fuzuli işler peşinde paralanıyor. Uygarlığımızdaki cümle hastalık yeterince sevilmemek, kendini ve başkalarını sevmeyi bilmemekten kaynaklanıyor. Yani kapakçıkları yağlamayı boş verip evvela bu kadim beceriksizliği tamir etmek icap ediyor. Bu hususta kalbime beynelmilel mucitlerden çok güveniyordum.
Alıntı